
http://rapidshare.com/files/131271959/K800434.rar
http://rapidshare.com/files/102180448/support_file.rar

http://rapidshare.com/files/131271959/K800434.rar
http://rapidshare.com/files/102180448/support_file.rar
Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2008 Programı’na başvurular başladı
TÜRKİYE’NİN EN HIZLI BÜYÜYEN TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ ÜÇÜNCÜ KEZ YARIŞACAK
Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketinin belirleneceği “Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2008 Programı”na başvurular başladı. Başvuruları 16 Mayıs’ta düzenlenen bir basın toplantısı ile başlayan programın ana sponsorluğunu bu yıl ilk kez Türk Telekom üstlendi. 20 Haziran 2008 tarihine kadar başvuruların yapılabileceği program, teknoloji şirketlerine sektörel tanınırlığı artırma, Avrupa’da kendini kanıtlama ve yatırımcıların dikkatini çekme şansı sunuyor. Program sonucunda belirlenecek 50 teknoloji şirketinin yer alacağı liste Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’nın En Hızlı Büyüyen 500 Teknoloji Şirketi listesi için değerlendirilmek üzere Deloitte Technology Fast500 EMEA Programı’na gönderilecek.
16 Mayıs 2008, İstanbul - Türkiye’de Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman, Denetim ve Kurumsal Risk alanlarında hizmet veren Deloitte’un Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketini belirleyeceği “Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2008 Programı” 16 Mayıs 2008 tarihinde düzenlenen bir basın toplantısı ile başladı. Başvuru süresi 20 Haziran 2008’de sona erecek programa geçen iki yılda olduğu gibi bu yıl da teknoloji şirketlerinin büyük ilgi göstermesi bekleniyor. Bu yıl ilk kez ana sponsorluğunu Türk Telekom’un üstlendiği programa geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Interpro Holding, Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Türk Elektronik Sanayicileri Derneği (TESİD), Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) iş ortakları olarak destek veriyor.
Basın toplantısında Deloitte Türkiye Stratejik Planlama Ortağı M.Sait Gözüm, programın kısa tanıtımını ve geçtiğimiz iki yıl içinde finale kalmış olan teknoloji firmalarının yurtiçi ve yurtdışı yolculuklarının çok kısa bir durum değerlendirmesini yaptı. Programın ana sponsoru Türk Telekom İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr.Paul Doany programı destekleme nedenlerini aktardığı ve “Türk Telekom Teknoloji Özel Ödülü”nün tanıtımını yaptığı bir konuşma ile basın toplantısına katıldı. TBV (Türkiye Bilişim Vakfı) Başkanı Faruk Eczacıbaşı, sivil toplumlar açısından Teknoloji Fast50 programının önemini vurguladığı bir konuşma yaptı. Interpro Holding Genel Müdürü Zafer Kurdakul ise programın araştırma sponsoru olarak programa verdikleri destek hakkında görüşlerini paylaştı.
Teknoloji şirketlerine ulusal ve uluslararası düzeyde bilinirliklerini artırma, yatırımcıların dikkatini çekme, yeni iş bağlantıları kurma ve çalışanlarının motivasyonunu yükseltme şansı sunan Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2008 Programı “Oyunu yönet” sloganıyla gerçekleştiriliyor. Deloitte Türkiye tarafından üçüncü kez düzenlenen program küreselleşme sürecinde teknoloji üretiminin önem ve zorunluluğunu vurgulamayı, kamuoyunun ve iş dünyasının yenilikçiliğe artan oranda destek vermesini sağlamayı amaçlıyor. T
ürk Telekom, programın ana sponsorluğunu üstlenmenin yanı sıra program sonunda üç yıl üst üste sıralamaya girmiş şirketler arasında en hızlı büyümeyi gösteren firmaya da “Türk Telekom Teknoloji Özel Ödülü” verecek.
Türk teknoloji şirketlerine küresel çapta bilinirlik fırsatı
Deloitte, 1995 yılından bu yana çeşitli bölgelerde hızlı büyüyen teknoloji firmaları listeleri hazırlıyor. Program ilk olarak, 15’i Kuzey Amerika’da, 15’i uluslararası olmak üzere toplam 30 bölgede başladı. Bugün, Kuzey Amerika’nın yanı sıra, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika (EMEA) ve Asya Pasifik bölgelerinin en hızlı büyüyen 500 şirketini belirlemek üzere toplam 37 bölgede üç ayrı program yürütülüyor. Her bölgede en hızlı büyümeyi gerçekleştiren 50 şirketin belirlenmesinin ardından, bunlar arasında da En Hızlı Büyüyen 500 Teknoloji Şirketi sıralaması hazırlanıyor.
Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2008 Programı’nın sonucunda belirlenecek 50 teknoloji şirketinin yer alacağı liste Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’nın En Hızlı Büyüyen 500 Teknoloji Şirketi listesi için değerlendirilmek üzere Deloitte Technology Fast500 EMEA programına gönderilecek. Böylelikle Türk teknoloji firmaları küresel çapta yarışma fırsatına kavuşacak.
Türkiye teknoloji alanında kararlı adımlarla ilerliyor
Dünya üzerindeki ekonomik büyümenin küreselleşmenin doğurduğu fırsatlarla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Deloitte Türkiye Stratejik Planlama Ortağı M. Sait Gözüm, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmak için teknolojiye daha fazla yatırım yapmak zorunda olduğunu belirtti. Gözüm sözlerini şöyle sürdürdü:
“Teknoloji üreten kurum ve kuruluşları desteklemek, onların önünü açmak küreselleşmenin en temel yasalarından birisi haline gelmiştir. Yenilikçilik ve verimlilik dünyadaki bütün sektörlerin anahtar kavramları durumunda. En hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketi programı bu kavramlar ve teknoloji üretmenin zorunluluğu üzerine inşa edilmiştir.
Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2008 Programı, Türk şirketlerinin yurtiçinde ve yurtdışında daha iyi tanınmalarında, yeni bağlantılar kurmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Geçen sene, Deloitte Teknoloji Fast50 2007 Türkiye Programı’nda ve Technology Fast500 EMEA’de dereceye giren şirketlerin çalışmaları programdan olumlu etkilendi. Ayrıca 19 Türk şirketinin, İtalya ve Rusya gibi ülkelerin teknoloji şirketlerini de geride bırakarak Technology Fast500 EMEA’e girmesi teknoloji alanında kararlı adımlarla ilerlediğimizi gösteriyor. ”
Başvurular başladı
“Deloitte Teknoloji Fast50 2008 Türkiye Programı”nda yer almak isteyen firmaların başvuruları 20 Haziran 2008 tarihe kadar kabul edilecek. Firmaların değerlendirmeye alınmaları için bazı koşulları yerine getirmeleri bekleniyor.
Bu koşullar şöyle:
• Teknoloji, Medya veya Telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet göstermek,
• Cironun oluşumuna ciddi katkı yapan bir patent hakkına veya teknolojiye sahip olmak veya cironun önemli bir kısmını araştırma – geliştirme faaliyetlerine harcamak,
• 2003 yılında en az 50.000 Euro, 2007 yılında ise en az 800.000 euro net satış geliri gerçekleştirmiş olmak,
• Kesintisiz en az beş yıl süreyle faaliyet göstermiş olmak,
• Şirket merkezinin Türkiye sınırları içinde olması.
Başvuru ile ilgili daha detaylı bilgi, www.deloitte.com.tr/fast50 adresinden veya Ebru Tuygun (etuygun@deloitte.com) ile iletişim kurularak sağlanabiliyor.
Bilmeceler 3
|
Bilmece |
Cevap |
|
Trenler ne zaman üşürler? |
Haydutlar soyduğu zaman |
|
Hangi tene krem sürülmez? |
Antene |
|
Hangi piller patlar? |
Torpiller |
|
Kirpiler nasıl oyun oynarlar? |
Çok dikkatli |
|
Buzdolabına giren sineğe ne olur? |
Yazık olur |
|
Domates nasıl kızarır? |
Yüzüne tokat atınca |
|
Deniz niçin tuzlu olur? |
Balıklar kokmasın diye |
|
İçini boşaltınca büyüyen şey nedir? |
Çukur |
|
Hangi kalemle yazı yazılmaz? |
Kontrol kalemiyle |
|
Hangi tasla su içilmez? |
Kafatasıyla |
|
Ayakta yetişen bitki nedir? |
Mantar |
|
Çeke çeke biter. |
Sigara |
Yazılım= Donanım Etkileşimi
internet ve bilgisayar kullanmaya başladığımdan beri,içinde bulunduğum evrenin dijital bir görüntüden ibaret olduğunu düşünmekteyim.Matrix filmi her ne kadar bu konuya ucundan değinse de benim için bilim kurgu olmaktan ileri gitmemişti,bu güne kadar..Bu gün bir arkadaşımın bir cümlesi beni bu konuyu arştırmaya itti..İnsan vücudunun istenmeyen bir durumun sürekli tekrarlanması sonucunda verdiği fiziksel tepkiyi ki biz ona “hastalık” diyoruz .dijital baza indirip,”Yazılımın donanıma tepkisi”şeklinde yorumladı
Bunu üzerine yazılım(kişilik.bellek,kader) ile elektronik devre(fiziksel beden) arasında en alt seviyede gerçekleşen etkileşimin nasıl olduğunu merak ettim.Çok fazla bilgisayar dili bilmiyorum,bulduğum sonuçları özetle anlatacak olursam:
elektrik olmasa yazılım çalışamaz. yani bu işlemi yapan aslında elektronik devre(fiziksel beden), ama nasıl yapıyor, daha doğrusu ne yapması gerektiği bilgisini yazılımdan nasıl alıyor?
“Olmak yada olmamak işte tüm mesele bu.” Aslında bu hayatın temeli, var olmanın bir düzeni. Bunun digital ortamdaki göstergesi de “0 = olmamak” 1 = olmakdır. Elektrik akımı ya vardır yada yoktur mantıgıyla gerekli kombinasyonlar yaratılabilir ve bu kombinasyonların karşılıgında belirli işlemler yapılabilir.
0 ve 1 lerin yan yana gelmesiyle çeşitli kombinasyonlar ve bunların sonuçında çeşitli işlemler ortaya çıkıyor. CPU içindeki bu kombinasyonun bir karşılığı var . Transistörlerin durumu. ve bu 0 1 kombinasyonuna göre vereceği tepkiler set edilmiş.. Peki Transistör? Yarı İletkenler ve yalıtkanlardan oluşturulmuş bir digital parca. üzerinden elektrik akımın geçmesine göre bazı tepkileri oluyor.
Bilgisayar(insan); sürekli akan bir elektrik akımının yönlendirilmesi(ruh) - yani program diyelim buna - ile bu elektrik akımını besleyen yön veren ve ondan beslenen dış elektrik cihazlarından(fiziksel beden) oluşur.
Bir bilgisayar açılınca aslında devreleri üzerinde elektrik akmaya başlar . En önemli şey budur.
İnsan istese havadan ve sudan bile bilgisayar yapabilir.
Verilen klavye komutları ve mouse komutları elektrik sinyallerine dönüşür , kontroleri yapacak mantık kapılarından farklı parçalara gönderilip işlenir.
Bunlar sürekli ve sonsuz bir akıştır. Bizim evrenimizde akıllıdır. Çünkü hareket halinde bir akıştan oluşmuştur.
Yazılım denen şey(kader) ekranda görülürse(ayna=insan), elektrikle(ruh) aydınlatılmış pixel (veri)topluluğu
Harddiskte manyetik alanlarının yönüne göre sembolleştirilmiş bir bilgi topluluğudur.
Yani şu anki teknolojide herşey elektriğe bağlı olarak dönüştüğü için aslında sağa sola giden elektriksel bir filme biz bilgisayar diyoruz.
Yukarıdaki öğrenme, çıkarsama ve otonom olma özelliklerinin hepsi beyin tarafından yapılmakta olup, sensörlerden gelen bilgilere/mesajlara tepki vermek şeklinde özetlenebilmektedir.
beyini inceleyecek olursak, zeka biriminin üç bölümden oluştuğunu görürüz:
Sensörlerden(dış dünyadan) sürekli gelmekte olan veri, beyine gelir. beyin’de bu veri zeka modüllerinde işlenir ve her modülün bu dataya karşı tepki olarak bir mesaj gönderir ya da metot çalıştırır. Sistemin dış dünyaya tepkisi bu şekilde anlatılabilir.
Sistem, dışarıdan gelen verilere öncelikle İzleme Modülü ile tepki vermektedir. Bu anlık tepkilerin verilmesi genelde ilkel hareketlere olan tepkilerdir . Aynı zamanda, Dış Çevre Modülü de kişiler yerine dış çevrenin hareketlerine ilkel tepkiler vermektedir. Öğrenme Modülü ise, gelen verileri analiz ederek belirli kalıplar çıkarmaya yani kişilerin alışkanlıklarını modellemeye çalışır.
Bilgisayarların veri toplama kanalları biraz daha değişiktir ama aynı işlevler bilgisayarlar için de söz konusudur. Klavye ile veri girişi yapılabileceği gibi(özgür irade), seri ve paralel çıkışları ile bilgi alış verişinde(öğrenme) bulunabilir.Gelen veriler bilgisayar içinde işlenir ve saklanır.Bu iki yönlü bir sistemdir.Yazılım kodları öğrenip yazılımı değiştirmem,mevcut bilginin üzerine yenisini eklemem mümkündür ama bu yapacaklarımın bir veri tabanı tarafından desteklenmesi gerekir.Yani yazılıma müdahale edilebilir ancak veri tabanı değiştirilemez.
Bilgisayarların yapısını, birbirinin üzerine oturan katlardan oluşan bir binaya benzetebiliriz. En alt katlar donanıma aittir. Donanımın üzerine yazılım katmanları, daha sonra da veri katmanı gelir.
Donanım (fiziksel beden)
Bu katlardan sadece donanım fizikseldir; elle tutulur, gözle görülür. Donanım kendi içinde birkaç kata yayılır. Günümüz bilgisayarları elektronik temellidir. Bu nedenle en alt kat, elektronik devreler(sinir sistemi) katıdır. Bilgisayarcıların 200 MHz gibi sayılarla bahsettikleri, elektronik katmanının çalışma hızıdır.(kişinin bilgi yüklenme kapasitesi)
Elektronik devrelerin üzerinde doğru / yanlış gibi iki değer alabilen mantık devreleri vardır. Hepimizin her gün binlerce defa yaptığı evet / hayır, doğru / yanlış kararları, bu devrelerde yapılmaya çalışılır. Mantık devrelerinin ikili değerli olması(dualite), sadece bu günkü teknolojiden dolayıdır. Daha fazla durumlu mantık devreleri olsaydı gene de bilgisayarlarımız çok fazla değişmeyecekti.
Donanımın bir üst katmanında artık daha işlemsel yapılar yer almaya başlar(beyin,hormonlar, nörötransmiterler,bilgi taşıyıcı maddeler). Bu yapılar arasında bilgilerin depolandığı bellek,verilerin işlendiği işlemci, dış dünyaya açılan pencere(beş duyu) olan girdi çıktı birimleri sayılabilir.
Yazılım (kişilik+bellek)
Donanımın bir üstüne baktığımızda artık elle tutulan yapılar bitmiştir. Nasıl kişilik, bellek elle tutulamazsa, yazılım katmanları da elle tutulamaz. En alt yazılım katmanı işletim sistemidir. İşletim sistemini bilgisayarımızın karakteri olarak düşünebiliriz. Birkaç işletim sistemi adı vermemiz gerekirse MS-DOS, MS-Windows, Unix sayılabilir.İnsan içinse bu kozmik etkiler altında kodlanmış genetik programdır. İnsanın anne karnına düştüğü andan 120 gün sonra beyin çekirdeği devreyi açar,donanım üzerinden elektrik geçmeye başlar ve anne babadan gelen genetik materyalin üzerine o anki kozmik,evrensel etkilerle birlikte , yazılım yüklenmeye başlar.(özel yetenekler,karakter,nasıl bir insan olacak,nerede yaşayacak,bilgi yüklenme kapasitesi )Buna bilgisayar dilinde “uygulama yazılımı” denir
Uygulama yazılımları, bizim bilgisayar kullanarak iş yapmamızı sağlayan yazılımlardır. Bunların arasında Excel gibi tablolama, Word gibi kelime işlemciler sayılabileceği gibi bir muhasebe, ya da mühendislikte kullanılan bir çizim yazılımı sayılabilir. Bu arada bilgisayar oyunlarının da bu sınıf içinde olduğunu belirtmek gerekir.
Veri (karma)
En üst katmanda veriler yer alır. Bilgisayardaki en değerli öğe bir çoğumuzun düşündüğünün tersine donanım ve yazılım değil verilerdir. Bir şanssızlığın bilgisayarınızı kullanılamaz hale getirdiğini düşünün. Eski donanım ve yazılımınızın aynısını tekrar satın alabilirsiniz, ama verilerinizi satın alamazsınız. Bu nedenle verilerin sık sık kopyalanıp, kopyaların emin bir yerde tutulması önerilir(Akaşik kayıtlar=Levhi Mahfuz).
Bellek
Bilgisayarda bellek bir raf sistemine benzer. Her rafın bir numarası vardır. Bilgiyi saklamak için önce bir raf seçilir ve bilgi rafa konur. Daha sonra bilgiye gereksinim duyulduğunda rafın numarası verilerek bilgi geri alınır. Bilgiye ulaşmak için rafın numarasının bilinmesi şarttır.
Bilgisayarda bellek, ekonomik nedenlerle bir hiyerarşik yapı oluşturur. Bellek hızlandıkça pahalılaşır. En hızlı ve en pahalı bellek, işlemcinin içindeki “register” bellektir. Register kısa süreli veri tutmak için kullanılır. Örneğin üç sayıyı toplarken, önce ikisini toplayıp, sonuca üçüncü sayıyı ekleme işleminde ara sonucun register’da tutulması ve işlem biter bitmez register’in boşaltılması, register kullanımı için uygundur. Register’ları RAM(random access memory) bellek izler. RAM de register’lar gibi geçici olarak bilgi tutar. İşlemcinin üzerinde çalıştığı veriler ve bu veriler ile ilişkili olabilecek veriler RAM’de tutulur. İşlemci veri ile işini bitirince RAM’deki veriler de uzun süreli bellek olan diske yazılır. Hem register hem de RAM bilgiyi elektronik olarak tutarlar. Bilgiye erişim de elektronik hızlarda olur. Bu avantajlara karşı RAM’in kötü bir tarafı vardır. Elektrik olmadan hatırlayamadığından dolayı elektrik kesildiğinde içindeki bilgiler kaybolur.Buradaki Ram ve Register bellek fiziksel bellektir.Her an bir çok veri giriş çıkışı olur bunlar register yani kısa süreli bellekte düşünce kıvılcımları ya da kodlar olarak algılanır,veri tabanımızda mevcut bilgilerle örtüşenler çözümlenir ,bir anlam kazanır ve gerekli olanlar,kullanılmak üzere RAM ‘a yani beyine yüklenir.Buna “öğrenmek”diyoruz.Ne kadar çok bilgi öğrenilirse RAM daki bilgi o kadar değerlenir.
Disk, RAM’a göre çok daha yavaş olmasına karşın hiyerarşide uzun süreli bilgi saklanabilecek bir ortamdır. Bundan başka bilginin disk gibi manyetik ortamda saklandığı teyp ve disketler vardır. Bunlar bilgiyi manyetik olarak sakladıkları için daha yavaştırlar. Ayrıca manyetik ortamlar dışında optik ortamlarda bilgi saklamak olasıdır. Bunun en güzel örneği CD-ROM’lardır. Fiziksel bellekte yani RAM de depolanan bir çeşit yeni ve değerli bilgi Ruhsal Hafızaya yani CD –ROM(Akaşik kayıtlar) lara kayıt edilir,veri tabanına(yeni bilgi)eklenir.
Bilgisayar Ağları (Evrenler ,Alemler)
İşlemci, bellek, çevre birimler gibi çeşitli donanım elemanları ve işletim sistemi ve uygulama programları gibi oldukça kapsamlı yazılım elemanları içeren bir bilgisayar sistemi oldukça karmaşık bir yapıdadır. Bu karmaşık yapıdaki bilgisayar sistemleri bir bilgisayar ağı yaratacak şekilde birbirine bağlandığında ortaya çok daha karmaşık yapılar çıkmaktadır Burada aslında tek bir bilgisayar ağı olmadığını, birbiri ile gerek hiyerarşik gerek başka yapılarda ilişkilendirilmiş bir çok bilgisayar ağı olduğunu vurgulamak gerekir. Bu ağlar birbirine tekrarlayıcılar, köprüler ve yol atlayıcılar ile bağlanmışlardır. Yaşadığımız evrenimiz başka evrenlere aynı bu şekilde bağlıdırlar bu bağlantı yolları Einstain –Rosen köprüleri ya da solucan delikleri olarak anılmaktadır.
Tasarımcılar karmaşık yapıdaki sistemleri, biraz da doğayı gözlemleyerek, ya hiyerarşik yapıda, ya da bundan daha basit bir yapı olan katmanlı yapıda tasarlamaktadır. Buradaki genel amaç, bir sistemi meydana getiren alt sistemler ve alt sistemler arasındaki karmaşık arabirimlerin sayısını azaltarak tüm sistemin genel tasarım ve üretim karmaşıklığını azaltmaktır. Katmanlı yapıların karmaşıklığı, hiyerarşik yapıların karmaşıklığından daha azdır. Katmanlı yapılarda alt sistemler arasında sadece iki arabirim ilişkisi bulunmaktadır. Dolayısıyla gerek bilgisayar sistemlerinin gerek bilgisayar ağlarının tasarımında katmanlı yapılar tercih edilmektedir. (Evrenin sınırı)
Bir bilgisayar ağını oluşturan donanım ve yazılım elemanları, işlevleri açısından katmanlar halinde organize edilmektedir. Burada bir alt katmanın bir üst katmana verdiği servisten söz edilebilir. Servis aslında alt katmanda tanımlanmış ve üst katman tarafından kullanılmakta olan bir işlevden ibarettir. Bu servislerin kullanılmasında geçerli temel kural şöyledir. Birbirine komşu olan üç katmanı önce i-1 i ve i+1 olarak numaralandıralım. Orta katman i, sadece alt katman i-1 ve üst katman i+1’de tanımlanan servislere erişebilir, daha alttaki ve üstteki katmanların servisleri i tarafından kullanılamaz. Bu kuralın temel nedeni katmanlar arasındaki ilişkileri en aza indirmektir.
Benzer yada aynı katmanlı yapıda olan iki sistem, veya iki bilgisayar arasında, aynı seviyedeki iki katman arasında bir protokol tanımlanabilir. Katmanlar arası bir protokol, her iki katmanın birbiriyle bilgi alışverişinde bulunmasını sağlayacak kuralların tümünden oluşur. Katmanlar arası sanal olarak tanımlanabilecek bilgi alışverişi, gerçekte bilginin alt ve üst katmanlar aracılığı ile bir sistemden diğer sisteme aktarılması sayesinde yapılabilmektedir. Bilginin gerçekten iki sistem arasında belirli bir formda aktarılması, bu sistemlerin en alt katmanı olan fiziksel katmanlar aracılığı ile gerçekleştirilmektedir. Bir sistemin katmanlı yapısı, katmanların arabirim işlevleri ve katmanlar arası protokollerin tümü bilgisayar ağları terminolojisinde bir bilgisayar ağı mimarisi olarak anılmaktadır.
Bilgisayar Katmanları ve Alemler
Bilgisayar ağ mimarileri arasında ISO OSI referans modeli, TCP/IP, IBM’in SNA, DEC’in DECNET vb. mimariler sayılabilir. Burada sadece güncel olduğu için internet’i ayakta tutan TCP/IP ağ mimarisinin özellikleri kısaca tanıtılacaktır.
TCP/IP ağ mimarisi katman yapısı, en üst katmandan en alt katmana doğru, katmanların çok kısa işlevsel tanımlarını da içerecek şekilde şöyledir.
Katman 4. Uygulama (Application) katmanı : Ağı kullanan uygulama programları ve bunlar arasındaki FTP (dosya aktarımı), TELNET (uzaktaki bilgisayarlara erişim ve login), HTTP (World Wide Web erişimi) vb. protokoller ve uygulamalar bu katmanı oluşturmaktadır.
Subuti Alem buraya İlahi alem veya Tekillik ya da Sonsuzluk Boyutu demek uygundur,tüm bilgi buradan gelmektedir.
Katman 3. Aktarım (Transport) katmanı : Uçtan uca hatasız mesaj gönderme bu katmanın görevidir. TCP ve UDP protokolleri bu katmandadır.
Lahuti Alem: Burası soyutun soyutu olan alemdir.Subuti alemden gelen bilgi burada alt alemler için işlenir.
Katman 2. Ağ (Internet) katmanı : Veri paketlerinin iletimi, ağ içinde farklı yollardan yollanması ve tıkanıklıkların idaresi bu katmanın görevleri arasındadır. Internet’in doğru ve etkin çalışmasını sağlayan en önemli katmandır. IP ve ICMP protokolleri bu katmandadır.
Melekuti Alem:Soyut alem veya Mana Alemi de denir .Soyut veri iletiminin olduğu yerdir.
Katman 1. Ağ erişim (Network access) katmanı : İletim ortamının fiziksel özellikleri bu katmandadır. Birbirine doğrudan bağlı iki nokta arasında iletim, bu katmandaki tanımlar çerçevesinde yürütülür.
Fiziksel alem:Melekuti alemde yani Mana aleminde ki düşüncenin fizikselliğe dönüştüğü yerdir.Öğrenme ve fiziksel edinimler bu katmanda olur.Mana alemi ile arasında sürekli bir bilgi alış verişi vardır.
Kaynaklar: Prof Dr.Taşkın Tuna Uzayın Ötesi
Daemon Tools Kurulumu ve Kullanımı (RESİMLİ ANLATIM)
Daemon Tools Kurulumu ve Kullanımı (RESİMLİ ANLATIM)
DAEMON TOOLS KURULUMU…
1

2

3

4

5

KURULUMU BİTTİ…. ŞİMDİ GELDİ… KULLANIMINAA..
DAEMON TOOLS KULLANIMI…
1

2

3

4

5

canım gülmek istedi