İşletim sisteminin gerekliliği:
Tim Roberts’in geliştirdiği ve bugünkü PClerin atası sayılan Altair üzerinde BASIC’i çalıştırmak için Bostaon’dan Albuquerqe şehrine uçan Allen olayı uçak iniş halindeyken farkeder ve “Aman Tanrım” diye bağırır. Bootstrap programı yazılmamıştır. Kağıt kalemle bunu yazar. Sonradan Gates ile Allen bu bootstrap programını kimin daha önce yazabileceğini bulmak amacıyla bir yarışma yaparlar. Gates kazanır. DOS gibi bir çok işletim sisteminin temelleri böyle atıldı. Yeni sistemlere programların yüklenmesi için bir takım ara birimlerin yazılmasının gerekliliği programcıları bir işletim sistemi geliştirmeye zorladı. İşletim sistemleri makinenin özelliklerini tanıyarak onların yüklenen programların bundan mümkün oldukça maksimum derecede faydalanmasını sağlar.
CPM:
İlk işletim sistemi olarak bilinen yazılım CPM’dir. Digital Research Corporation’dan Gary Kildall tarafından geliştirilmiştir.
UNIX:
Arkasından UNIX işletim sistemi bir grup insanın bir iki aylık çabasıyla geliştirildi. Bunlar 3-4 ay içerisinde sadece yemek temin etmek için dışarı çıkarak sabahtan akşama kadar kapalı ve sadece bilgisayarla uğraşarak yazmışlardı. Yazılım çoğunlukla C dilinde yazılmıştı. Bunun içerisinde çok az bir bölüm ASSEMBLER dili ile yazılmıştı. Ayrıca tamamiyle kaynak kod olarak taşınıyordu. Herhangi bir sisteme program taşındığında (ister PC, ister ALPHA SERVER) kaynak kodlar (C kodları) işlemciye göre yeniden derlenir. Böylece o donanıma tamamen sanki bir kalıp gibi oturur. Böylece makinede var olan tüm özellikleri sonuna kadar kullanabilir. İşletim sisteminin tüm parçalarının kaynak kodları kurulumuyla beraber gelir. NT 5.0 çıkana kadar da 128 bit işletim sistemi olarak sadece UNIX vardı.
SYSTEM 7:
Bu grubun dışında MAC ortamı için APPLE firması MAC işlemcisine ve donanımına özel bir işletim sistemi geliştirdi. En son işletim sistemi olarak yanlış bilmiyorsam SYSTEM 7 mevcut. MAC bilgisayarlar PC’ler gibi donanım standardından yoksun sistemler değildir. Yani MAC üzerinde zaten gerekli donanımın tamamı mevcuttur. Eğer istenirse ek olarak sadece Ram, Ethernet ve modem takılabilir. Bunların dışında başka bir donanım eklemek mümkün değildir. Bu donanımlarda belli standartlara sahip olması gerketiğinden çoğunlukla APPLE veya APPLE’ın desteklediği bir firma tarafından geliştirilmektedir. Donanım özellikleri sır gibi saklandığı için APPLE’a rakip MAC üreten başka bir firma çıkmamıştır.
DOS:
PC ise donanım olsun ek birimler olsun tamamiyle açık bir sistemdir. Yani her isteyen PC’ye bu kartı ben yaptım deyip istediği kartı takıp donanımını yazdığı programa kullandırabilir. Bu ise her ne kadar standart oluşumunu engellese de fiyat ve çeşitlilik açısından müşteriye cazip gelmektedir. PC ortamında ise IBM donanımı ürettikten sonra bunun için işletim sistemi olarak ilk önce DIGITAL RESEARCH firmasına DOS teklif edildi. DR’nin sahibi ise resmen filmlerdeki gibi şapkasıyla botuyla tam bir kovboy gibi bir tip. Bu kişi teklifi uçaktayken alıyor. IBM’de kim oluyor biz bu kadar ufak bir firma ile çalışmayız ve bizim daha büyük projelerimiz var buna vakit ayıramayız deyip teklifi geri çeviriyor. (Hayatının hatasını yapıyor) Microsoft o sıralar zemin altında bir ufak bürodan ibaret. Firma Bill Gates ve okuldan bir arkadaşıyla beraber kurulmuştur. (Her ikiside daha sonra okuldan atılmışlardı) IBM DOS yazılımını microsoft’a teklif edince onlar için çok büyük olan bu projenin üstüne atlamışladı. IBM DOS 1.0 bir acayip sistemdi. Disket sürücüsü ve hard disk kontrolü olmadığından doğrudan makinenin ROM’una yükleniyordu. Ancak DOS’ta daha ne Floppy ne de hard disk tanınıyor. Arkasından DOS’un yeni sürümleri çıktı. Bu işletim sisteminde yine yanlış hatırlamıyorsam ilk dönemlerinde sadece 360 KB’lik floppy’leri görüyordu. Daha sonra yine yanlış hatırlamıyorsam 10 MB HARDDISK (1GB,10GB disk değil daha ilk dönemlerde 10MB disk vardı.) tanınıyordu. O zamanlar FAT denen bir yapı oluşturuldu. İlk dönemler daha partition yoktu. Ve daha ilginci Directory yapısı henüz keşfedilmemişti. Sadece ROOT denen kök dizin vardı. Ve bütün dosyalar buraya kopyalanıp siliniyor ve yeniden isimlendirilebiliyordu. Daha sonradan önce ikinci disk desteği kondu. Sonra da dizin yapısı sisteme eklendi. Bir sonraki aşama ise Partition yapısı. Bu yapı sadece HARDDISK’lere eklendi. FAT-12 denen Fat yapısı kullanırken bir sonraki aşama olarak FAT-16′ya geçildi. DOS’taki DISK erişiminde kullanılan tanımlar ve Diskin bölümleri başka bir başlık olarak bu sitede yer alacaktır. DOS’taki dosya yönetim sistemi biraz UNIX’ten birazda CPM’den çalıntıdır. UNIX’te dosyalara erişmek için handle adı verilen 4 byte uzunluğunda bir rakam ile kontrol edilmektedir. Yani bir dosyayı açtığında açılan bu dosya için açan programa bir rakam döndürülür. Sonra bu rakam ile dosya üzerinde okuma yazma gibi işlemler gerçekleştirilir. Aynı zamanda FCB denen file control block denen bir tablo ile dosya açılır. Bu ise CPM’den alınmadır. Dosyanın durumu FCB denen bir tabloda tutulur. FCB dosyayı açan program tarafından oluşturulur. Bunun eksikliği ise açılacak dosyanın illa o anda bulunulan dizinde olması gerekiyor. Yani FCB’de açılan dosya için yol bilgisi yoktur. Yani PATH bilgisi FCB’de tutulmadığından hemen hemen terkedilmiştir. CONFIG.SYS içerisindeki FCBs bilgisi açılabilecek maksimum FCB sayısını belirlemek için kullanılır. FILES ise handle kullanılarak açılabilecek maksimum dosya sayısını belirler. MS ürünlerinin tutulması için olabildiğince ürünlerinin kullanılmasını teşvik etmiştir. Ücretsiz veya küçük ücretlerle upgrade, yazılımcılara verdiği sınırsız destek. (TECHNET (2-3 ayda bir yayınlanan 3-4 CD’lik bir paket), online documentation, ve kendi yazdığı programlara ait API (Application Program Interface) fonksiyonları) Bu şekilde kendi ürünleri üzerinde yazılım geliştirilmesini teşvik ederek rakiplerini ezip geçmiştir. Çünki rakip firmalar genelde arka planda yaptıkları işlerin pek bilinmesini istemezler. Bunların başkaları tarafından kullanılması ve kendi ürünleri üzerinde çalışan rakip ürünler çıkması alanında tek olmak isteyen firmalara ters gelmektedir. Düşünebiliyormusunuz yazdığınız bir program içerisinden EXCEL’i çağırıp program çıktılarını EXCEL’e yaptırıyorsunuz veya güzel bir text editörü yazmak yerine WORD’ü kullarak çıktılarını alıp kaydedebiliyorsunuz. Diğer taraftan programlarının kopyalanmasına karşı herhangi bir engel koymamıştır. Bu şekilde programları bir virüs gibi dünyadaki hemen hemen on binde 9999 PC üzerinde MS ürünleri bulunmaktadır. Dolayısıyla her yeni çıkan ürünü hemen talep görmektedir.
OS/2:
IBM’in Microsoft ile yaptığı anlaşmada Bill Gates’in hukukcu olmasından kaynaklanan ve Microsofta DOS konusunda avantajlar sağlayan maddeler mevcuttu. DOS 2.x serisinden sonra Microsoft yazdıklarını IBM’e sattıktan sonra kendiside bu yazdığı programları Microsoft DOS olarak piyasaya sürdü. Bu DOS 5.0′a kadar devam etti. IBM’in DOS’u IBM DOS, Microsoftun DOS’u ise MSDOS olarak tanındı. IBM bu durumdan zarar gördüğünü farkedince kendisi yazılım grubu ile OS/2 isimli yeni bir işletim sistemi yazdı. Bu işletim sisteminde DOS’un single user, single task (Tek kullanıcı ve tek işlem) özellikleri bir kenara atılmıştı. Bu işletim sistemi ise single user ama multi task idi. DOS programlarını da çalıştırabilmesine rağmen IBM’in yanlış politikaları sonucu adı genelde duyulmadı.
WINDOWS:
WINDOWS’un gelişimi ise tamamen MAC’in grafik ekranından kaynaklanan kullanım kolaylığı ve tam bir ofis makinesi olması nedeniyle piyasada ofislere yerleşmeye başladı. MS bunun önüne geçmek için WINDOWS yazılımını piyasaya çıkardı. Windows 1.0 dünyada en fazla çakan çakılan ve kurulumu zor bir yazılımdı. Ayarlarını yapmak düzenlemek kullanmak son derece zor idi. WINDOWS 2.0 ise nispeten çok daha düzeltilmiş bir sürüm idi. 8086′da çalışabilen (çalışan diyorum 1.0 pek çalışmıyordu.) tek windows yazılımıdır. Ama tam oturması WINDOWS 3.0′da oldu. Ama Win.Com dosyası konfigurasyona göre değişmesi gerekiyordu. Yani ekran kartı değiştiğinde WINDOWS 3.0′ı sıfırdan kurmak gerekiyordu. 3.1′de ise bu durum düzeltildi.
NOVEL:
Diğer taraftan NOVEL işletim sistemi network ortamında aldı yürüdü. DOS,OS/2 ve UNIX ortamında da çalışabilmesi baya bir avantaj sağlıyordu. Netwok dendiği zaman akla NOVEL geliyordu. Novel eğitim konusunda olsun yazılım konusunda olsun oldukça açık ve standartları olan bir politika takip etti. Böylece microsoft bu alana girmeden evvel % 90 networkler novel ile kuruluyordu. Geri kalanlar ise UNIX’in elindeydi.
WINDOWS NT:
DIGITAL firmasının kendi donanımlarında kullanmak üzere DG-UX (Digital unix) yazılımını hazırladı. Bu yazılım bittikten sonra elemanlarını işten çıkarttı. Bunlar doğrudan microsoftta işbaşı yaptılar. Microsoftun ilk hedefi Novel’in tahtına oturmaktı. Ön yüz olarak elinde windows gibi bir arabirim vardı. Bunu bu elemanlara vererek en azından novel kadar güçlü bir işletim sistemi yazılmasını istedi. Bu gruptakiler oturup WINDOWS NT’yi yazdılar. NT ön yapı ve arkadaki dos desteği olarak her ne kadar diğer microsoft ürünlerini andırsada tamamen farklı bir işletim sistemidir. Biliyorsunuz UNIX ortamında emülasyonla DOS programları çalıştırılabilmektedir. Ayrıca UNIX’teki XWINDOWS ortamındaki arabirim ise istenilen şekile dönüştürülebiliyor. Ayrıca TCP/IP tamamen unix temelli network protokolüdür.Ayrıca NT’deki NTFS disk yönetim sistemi ise UNIX’in kullandığı disk yönetim sistemine benzer ama nispeten daha geliştirilmiştir. Ayrıca multitasking özellikleride esasında UNIX’in yapısına benziyor. PID, Priority vb… Herneyse isteneni yaptılar ve WINDOWS NT şatafatıyla geldi. Bir süre sonra NOVEL’in dağıtık yapıdaki eksikliği ve UNIX’in bu noktadaki karışıklığını aşmasıyla novel’i yerinden etti. Ancak eski sistemlerde hala Novel tahtını koruyor. NT unix gibi domain yapısı, uzak makinelere ulaşımı ve diğer bir çok konudaki yetenekleri ile Novel’den çok ilerdeydi.
Windows 3.11
Client olarak Windows 3.11 denen yeni bir işletim sistemi çıkartıldı. Bu tamamiyle network özellikleri ile donatılmış bir WINDOWS yazılımı idi. Kendi başına bile diğer network yazılımlarından çok daha ileri ve daha az istekleri olan işletim sistemi olma özelliği ile CLIENT SERVER fonksiyonlarını tamamıyla yerine getirebiliyordu. Getiremediği bir iki fonksiyon ise NT işletim sistemi tarafından karşılanıyordu. Bu şekilde çok geniş ağ yapıları kurmak mümkün oldu.
WINDOWS 95
Bütün bu client server mimarisinin yanısıra internet fonksiyonları konusunda 3.11 tam yeterli değildi. Ayrıca NT ise tam anlamıyla bir internet makinesi değildi. Internete bağlantı ve internet fonksiyonları ile klasik windows görünümünden farklı bir önyapı NT’den alınma bazı fonksiyonlarla birleştirildi. Ortaya 95 çıktı. 95 için inanılmaz bir reklam yapıldı. Esasında 3.11′den daha yumuşak bir multitasking ve daha fazla network kontrolü, ayrıca NT’deki yazıcı özellikleri (yazdırılacak bilgi bitmap olarak değil raw olarak gönderilir. Gönderilen bilgi yazıcının olduğu makine tarafından işlenerek yazıcıdan çıkartılır.) ve NT’deki bazı network fonksiyonları kırpılarak 95′in network yapısı oluşturuldu. Ama 95 bir domain server olarak değil bir uç birim olarak tasarlanmıştı. Daha çok internete olan yönelmeler gözönüne alınarak bu konudaki insiyatifi elden kaçırmadan gerçek bir Internet Client oluşturuldu. 95 esasında yapı itibariyle DOS + WINDOWS gibi çalışmaktadır. IO.SYS ilk önce sistemi açar. DOS olarak sistem açılır. Tek farklılık Disklere doğrudan erişim kısıtlanmıştır. Bunun sebebi ise standart 8.3 dosya isim formatından kurtulmak için yapılan eklentilerdir. Uzun Dosya isimleri esasında 32 bitlik bloklar halinde dizinlerin bilgilerinin tutulduğu alanda saklanır. Bu bloklar hangi dosyanın ismini tuttuğunu ve ismi saklar. Dosya isimleri ise bundan başka içlerindeki boşluk karakterleri kaldırılarak ve son 3 karakterlik uzantısına kadar olan bölümden 6 hane alınarak tutulur. 2 hane ise ~ (tilda) işareti ve bir rakamdan oluşur.Eğer 9 taneden fazla aynı şekilde başlayan ve uzantıları aynı olan dosya olursa ilk 5 karakter alınır ve geriye kalan kısım yine tilda ve rakam olarak değerlendirilir. NT bu konuda biraz farklı davranıyor. 9 dan sonra A ile devam ediyor ve Z’ye kadar gidiyor. Bu sebeble bazen 95, NT’nin verdiği isimleri görmeyebiliyor. Ayrıca Recycle.bin yapısıda biraz farklı. Birbirlerinin dosyalarını geri alamıyorlar. Bu şekilde dosya yapısını biraz gördükten sonra IO.SYS’yle devam edelim. IO.SYS DOS’u yükledikten sonra WIN.COM’u yükler. Esasında olay autoexec.bat dosyasının sonunda win.com yazmakla aynı şey. 16 bit ve 32 bit yapı olarakta 95 biraz ucube. Normal olarak 16 bit bir programın 32 bit bir başka programla anlaşması çağrı yapması fonksiyonlarını kullanması olanaksızdır. Yani böyle bir şey normalde olanaksızdır. ama 95 16 bit kernel ile 32 bit kernel hemen hemen içiçedir. NT’nin aksine tek bir USER.EXE mevcuttur. NT de ise USER.EXE ve USER32.EXE mevcut. Bu tür bir fonksiyonu gerçekleştirmek için birazda performanstan vererek 16 ve 32 bit harmanlanmıştır. Sonuçta olmayacak bir şey gerçekleştirilmiştir. Esas olarak win 3.1 serisinde 32 bit programları çalıştırmak için kullanılan win32s yazılımı gibi 16 bit üzerinde 32 bit bir yazılım bir acayip şekilde çalışmaktadır. NT ise bu konuda 95′ten tamamen farklıdır. NT tamamıyla 32 bit bir yazılımdır. normal olarak 32 bit bir yazılımda olması gerekenleri içerir. 16 bit programları çalıştırmak için emülasyon programı olan NTVDM yüklenir. Bu program 16 bit programları bir task olarak alır ve bu task içerisinde yükler dışarıyla uyumu için NTVDM çağrıları yönlendirir. Bu şekilde 16 bit programlar çalıştırılır.
OSR2:
95′in düzeltmeleri ayrı bir sürüm olarak çıkartıldı ve yeni bir FAT sistemi FAT 32 eklendi. Bu yapıda CLUSTER boyu 4 KB’dir. Ve CLUSTER sayısı disk boyutu/4KB şeklinde hesaplanır. 4milyar adet 4 KB’lik cluster olabileceği düşünülürse yaklaşık 16 terabyte merterbesindeki diskler sisteme tanıtılabilir.
yazılımlarınızın (Software) haberleşmesini sağlayan yapıdır. İşletim sistemi de bir çeşit yazılımdır, ve bu yazılım, daha düşük seviyeli erişimlerle donanımın kontrolünü, kaynakların kullanımını ve paylaşımını sağlar. Örnek olarak işletim sistemi, sisteme bağlı olan yazıcılara gönderilen dosyaların basımı, sistemin boş olan hafızasının kullanımı ve sisteme bağlı diğer birimlerin yönetimini sağlar.
ii- Çok Kullanıcı, Çok İşlem, Zaman Paylaşımı
SCO UNIX, diğer UNIX’ lerde olduğu gibi çok kullanıcılı, çok işlemli ve zaman paylaşımlı bir işletim sistemidir. Çok kullanıcılı olması demek, aynı anda işletim sisteminin birden fazla kullanıcı tarafından kullanılabilmesi demektir. SCO UNIX’te kullanıcı sayısı satın alınan ürünün izin verdiği kullanıcı sayısı ile (satın alınan lisans sayısı ile) sınırlıdır. Birden fazla kullanıcının sistemi kullanabilmesi yanında UNIX’in özellikllerinden biri de çok işlemli olmasıdır. Yani kullanıcılar sistemde aynı anda birden fazla işlem (process) çalıştırabilirler. Bu, siz bir işlemi başlattıktan sonra, o başlattığınız işlem çalışmaya devam ederken başka bir işlem de başlatabilirsiniz demektir. Bu, UNIX,e bağlı bütün terminallerdeki kullanıcılar tarafından yapılabilir. Üçüncü olarak da, Unix’in, zaman paylaşım özelliği vardır (time sharing). Bu özellik sayesinde, tek merkezi işlem üniteniz (CPU) olsa bile sistemde yapılan işlerin hepsinin devam etmesi sağlanabilir. Her kullanıcının bir öncelik sıralaması (priority) vardır ve yapılan işlere merkezi işlem ünitesi tarafından ayrılacak olan zaman bu öncelik sırasına göre belirlenir. Süper kullancı, işlemlerin ve kişilerin öncelik sıralarını değiştirebilir.
Merkezi işlem ünitesi 1 birim zamanını, bekleyen işler arasında paylaştırarak, tüm işleri
aynı anda yürütür.
iii- Client/Server ile merkezi yapılı işletim sistemleri
Client/Server yapılı işletim sistemlerinde, amaç iş yükünü, ağ üzerinde bulunan kaynaklara mümkün olan en fazla şekilde yaymak, böylece ana hizmet ünitesine düşen yükü de azaltmaktır. Client ‘lar tüm servislerin kendilerine ana servis ünitesi tarafından verilmesini beklemezler, bir kısım işleri kendileri yapıp, sadece gerekli olan bilgileri almak/vermek için ana hizmet ünitesine ulaşırlar.
Merkezi yapılı işletim sistemlerinde ise tüm işler ana hizmet ünitesi tarafından yapılır. Bu tip işletim sistemlerinde uç birimlerde çalışan üniteler sadece kullanıcının klavye girdisini alır, ve çıktıyı ekranda gösterir.
SCO OpenServer 5.0, her iki yapıyı da destekleyen bir işletim sistemidir.
Client/Server yapılarda çalışan uygulama yazılımları bu yapıyı desteklemediği (yani Client/Server olarak yazılmadığı) zaman, kullanıcı bu yapının özelliklerinde ya hiç ya da çok az faydalanabilmektedir.
iv- Bellek Yönetimi, İsteğe Bağlı Görsel Bellek Yönetimi
SCO OpenServer 5.0 bellek kullanımı ve yönetimi, performansı maksimum yapmayı amaçlar. Mevcut olan hafıza sayfaları tükenene kadar, sistem bütün hafıza ihtiyacını karşılar ve disk üzerinde herhangi bir işlem yapmaz. Ne zaman ki mevcut hafıza tükenir, o zaman özel bir yolla en az kullanılmış hafıza sayfası tesbit edilir, bu disk’e yazılır, ve onun daha önceden bulunduğu hafıza bölgesi ihtiyacı olan uygulamaya tahsis edilir.
Ayrıca, çalışmakta olan bir program çalışma sırasında ihtiyacı olduğu kadar hafıza sayfası kullanır. Örneğin bir programınız çalışmak için 8MB’a ihtiyaç duyuyorsa, bu program çalışması sırasında daha az hafıza kullanır, ve sadece ihtiyaç oldukça o programa hafıza sayfaları ayrılır.
dosya sistemine bölme olanağı da bulunmaktadır. Dosya sisteminin başında
bulunan ilk blok, dosya sistemi ile ilgili bilgileri tutar ve bu bloğa “super block” adı verilir. Super block, dosya sisteminin büyüklüğü, başlangıç ve bitiş adresleri, inode tablosu, boş blok tablosu, data bloklarının başlangıç adresi gibi bilgileri saklayan ve dosya sisteminin sınırlarını belirleyen bloktur. Bir diğer görevi de dosya sisteminin düzgün olarak kalmasını sağlamak, entegrasyonu herhangi bir nedenle bozulduğu zaman da bu bozukluğu giderecek yazılımları çalıştırmaktır. UNIX işletim sisteminde her şey bir dosya olarak bulunmaktadır. Dosyaların isimleri sadece biz insanların daha kolay anlamaları için tutulmaktadır. UNIX bizim kullandığımız dosya isimleri ile ilgilenmez ve dosyalara isimleri ile ulaşmaz. İsim yerine sistemde her yaratılan dosyaya, sadece ona ait bir numara verilir. Bu numaraya “inode” denmektedir. Dosyaya ait tüm işlemler bu inode numarası kullananılarak yapılır. Super block içinde bir bölüm inode tablosu olarak ayrılmıştır. Bu tabloda her dosyanın numarası, sahibinin, grubun isimleri, son erişim, değiştirilme tarihleri, link sayıları tutulmaktadır. Tutulan bir diğer önemli bilgi ise bu dosyanın kullanığı veri bloklarının adresleridir. Görüldüğü gibi inode tablosunda dosyanın adı yoktur. Dosya isimleri directory ‘lerde tutulur. Directory ‘de
inode numarası ve ona karşılık gelen dosya adı tutulmaktadır. Siz bir dosyanın adını
belirterek herhangi bir işlem yapmak istediğinizde sistem, directory ‘den bu dosyanın
adına karşılık gelen inode numarasını bulur ve bundan sonraki tüm işlemleri bu numarayı kullanarak yapar. UNIX işletim sisteminde bilgileri tutan normal dosyalardan başka bir de özel dosyalar bulunmaktadır. Bu dosyalar tüm sistem kaynaklarına ulaşan, daha açık bir ifade ile “device driver” ‘lara bilgi yollayan ve oradan gelen bilgileri size aktaran dosyalardır. Bellek, disk, yazıcı gibi tüm sistem kaynakları bu tip dosyalar kullanılarak erişilmektedir.
ii- Directory yapısı
UNIX işletim sisteminin dosya hiyerarşisi ters dönmüş bir ağaç gibidir. Bu ağacın en üstte yer alan kısmına kök (root) adı verilir ve / işareti ile gösterilir. Bu ad sistem tarafından verilir ve daha sonra değiştirme olanağı yoktur. Onun dışında kullanıcılar kendi yarattıkları directory ‘lere legal olmak şartı ile istedikleri isimleri verebilirler. Bir directory adının legal olabilmesi için , 14 harften kısa olması , içerinde özel karakterleri barındırmaması ve aynı daldan çıkan aynı adda başka bir directory’nin olmaması gerekmektedir. Bu directory yapısına ek olarak UNIX işletim sistemi bir dosyanın birden fazla kullanıcı tarafından kullanılmasını da çeşitli yöntemlerle sağlar.Bu yöntemlerin bir tanesi de link (bağ) lerdir. Link programı sayesinde bir dosya aslında sadece bir directory’nin içinde olmasına rağmen birden fazla directory’de bulunuyormuş gibi işlem görür.
3. SCO OpenServer 5.0’ın yüklenmesi
1. Gerekli olan donanım özellikleri
SCO OpenServer 5.0’ın kurulabilmesi için gerekli olan donanım özelliklerinin başında 386, 486 ya da Pentium merkezi işlemcili, ISA, EISA, PCI ya da MCA yapılı bir bilgisayar gelir. Gerekli olan RAM miktarı 12 MB, disk üzerinde gerekli olan boş yer mitarı da 225 MB’dır.
Sistemin kurulabilmesi ve sorunsuz çalışabilmesi için desteklenen donanımlar (kontrol kartları, network kartları ve akla gelebilecek diğer donanım ürünleri) SCO Hardware Compatibility Handbook (SCO Donanım Uyumluluğu Elkitabı) içinde bulunmaktadır. Kurulum yapımadan önce donanımın desteklenip desteklenmediğini öğrenmek için bu kaynağa başvurulmalıdır.
1. Kullanıcı sayısına göre gerekli olan donanım değişiklikleri
Sistemi kullanacak kullanıcı sayısına bağımlı olarak yukarıda belirtilen bellek ve disk büyüklüklerini arttırmak gerekmektedir. Sisteme işletim sistemi dışında eklenecek her yazılım sistemde bir disk alanı kaplayacak ve çalışması için de başlangıç olarak belirtilen 12 MB. ‘den daha fazla belleğe gereksinim duyacaktır. Bellek ve disk gereksinimleri kullanılacak olan yazılıma göre değişmektedir. Bir sistem planlanlanırken kullanılacak yazılımların gereksinim duyduğu disk ve bellek büyüklüklerini öğrenmek düzgün bir sistem kurabilmek için gereklidir. Eklenecek yazılımları kaç kişinin kullanacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Kullanılacak yazılımlar genellikle her kullanıcı için gerekli olan ek bellek gereksinimin belirtirler. Bunun belirtilmediği durumlarda ise kullanıcı başına en az 1 MB belleği, ana hizmet ünitesine eklemek gereklidir.
1. Değişik donanımlar ile yapılacak yüklemede, bilinmmesi gerekenler
Eğer mevcut bir SCSI CDROM’unuz yoksa bu bazen sorun olabilir. SCO OpenServer 5.0 ATAPI CDROM’lar ile install edilebilmesine rağmen bazı CDROM’larda sorun çıkartmaktadır. ATAPI CDROM kullanmak için Boot disketi takılıp “Boot” yazısı ekranda belirdiği noktada enter’a basıp devam etmek yerine şu satır yazılır:
Boot
: defbootstr ahslink=ATAPI
Eğer AHS 5.2’nin BTLD disketi kullanılıyorsa, ATAPI CDROM desteği için “ATAPI” yerine “wd” driver’ı link edilir.
Enter’a basıldıktan sonra boot disketinden okuma normal şekliyle devam eder, ve bir süre sonra sizden ATAPI CDROM’u tanıyabilmesi için gereken sürücülerin bulunduğu BTLD disketini ister. Bu disket takılıp enter’a basıldığında ekstra bir sürücü yükler ve bunu o an mevcut olan sürücü ile değiştirmeyi isteyip istemediğiniz sorulur. Bu soru enter ile geçildikten sonra tekrar boot disketi istenir ve kurulum aşağıda anlatılacağı şekilde devam eder.
1. Sistemin yüklenmesi
Yukarıda anlatılan kontroller yapıldıktan ve disketler hazırlandıktan sonra kurulum aşamasına geçilebilir. CD’nizi CDROM’unuz içine koyup, ilk disket ile SCO’nun “Boot” promptunu alıp gerekli bağlantılar (link) gerçekleştirildikten sonra ilk olarak mavi bir ekran gelir. Bu ekranda birkaç uyarı ve enter’a basarak geçilmesi beklenen bir “Continue” yazısı vardır.
Enter’a basılıp ilk ekran geçildikten sonra ikinci ekranda hangi media’dan kurulum yapacağınız sorulur. Burada ara tuşu ile seçenekler görülüp, ok tuşları ile seçim yapılıp enter tuşu ile onaylanır. Seçilecek media SCSI CDROM ve de sistemde takılı olan CDROM’unuza uygun olan host adaptörü, ID ve diğer seçilmesi gerekenler seçilip “Continue” ile devam edilir.
Sistem gerekli yüklemeleri yapabilmek için size CD’nizin driver içinde olup olmadığını sorar, ve bu sorular “Ok”’I seçerek, kısaca enter’a basarak geçilir.
Gelen bir sonraki ekran klavyeniz ile ilgilidir. Burada yapılabilecek en iyi seçim zaten seçilmiş olan “US English”’dir. Klavye tipiniz listelenenlerden biri değilse, mesela Türkçe Q ise, bu seçenek seçilir ve devam edilir (“Accept above choices”).
Takip eden ekranda, kullanıcı lisans numaranızı girmeniz gereklidir. Bu lisans numarası SCO OpenServer 5.0 paketinde mevcuttur ve sadece size aittir.
Lisans numarasını (License Number) ve lisans kodunu (License Code) doğru girmeden bir sonraki ekrana geçmenize izin verilmez.
Lisans bilgilerinize göre, bir sonraki ekranda kurulum şekli görüntülenir. Biz burda “Fresh” (taze) kurulumdan bahsedeceğiz (Daha önce sistemde SCO olsun-olmasın sisteme yapılabilecek olan kurulum şekli).
Bir sonraki ekranda, sistemle ilgili bazı bilgiler girilir. Sistemin ismi, içinde bulunduğu domain ismi, güvenlik derecesi ve makinenin bulunduğu yerin içinde olduğu zaman dilimi. İlk ikisi text olarak girilebilecek bilgidir. Güvenlik derecesi dört seçeneklidir. Düşük, geleneksel, geliştirilmiş ve yüksek güvenlik dereceleri. Sistemin hiçbir dış bağlantısı olmadığı durumlar dışında düşük güvenlik derecesi tavsiye edilmez. Bazı durumlarda için ise, SCO’nun geliştirilmiş ve yüksek güvenlik seçenekleri mevcuttur. Bu güvenlik derecelerinde şifre dosyasının gizlenme şekli diğerlerinden farklıdır ve kullanıcılar bazı zaman aralıklarında şifre değiştirmeye zorlanırlar, ve şifrelerinin içinde rakam, büyük harf…vb bulunması mecburidir. Bu derece yüksek güvenlik gerekmeyen yerlere “traditional” yani geleneksel güvenlik derecesi tavsiye edilir, yeterlidir.
Zaman dilimi seçiminde ise, Türkiye için, 4. Seçenek (Eastern Standard.Summer Time) üstünde ara tuşuna basıldığında gelen üç seçenekli ekrandan ilki üzerinde (Geographical Area) üstünde ara tuşuna basılır, “Other” seçeneği seçilir.İkinci seçenek olan “Time Zone” kısmında ise “Manually select” seçeneği seçilir, enter’a basılır.
Bu noktada yeni bir ekran gelir. Bu ekran da üç seçeneklidir. İlk seçeneğe Türkiye girilir. İkinci seçenekte “East” seçilir. Ve son seçeneğe de rakam ile “2” girilir. Seçilenler iki defa “Accept the above choices” seçilerek kabul edilir ve ilk menüye dönülür. Bu ekranda yapılması gerekenler bitmiştir ve tekrar “Accept the above choices” seçilerek bir sonraki ekrana geçilir.
hangilerinin kurulup hangilerinin kurulmayacağı seçilir.
Eğer SCO OpenServer 5.0’ı ilk kez kuruyorsanız hiçbirşey değiştirmeden o ekranda olanları “Accept the above choices” ile kabul etmek en kolayı olacaktır.
Fakat eğer daha önceden diskinizde bir partition’ınız varsa ve bunun içindeki bilgileri kaybetmek istemiyorsanız, ilk bölümden “Interactive fdisk/divvy” seçeneğini seçmelisiniz.
Sonraki menüde gelen Network Cards, Network Address, Video and Graphics seçenekleri olduğu şekilde bırakılmalıdır. Dökümanın ilerleyen bölümlerinde bunlarla ilgili açıklamalar mevcuttur. Mouse seçeneğinde, seri porta takılı mouse için Logitech Serial mouse, Compaq ve IBM gibi makinelerde bulunan keyboard mouse’lar için ise low resolution keyboard mouse seçilmelidir. E-mail sistem bölümünde iki seçenek mevcuttur. Bunlardan arzu edilen seçilir.
Bir sonraki menüde, sistemin süper kullanıcı şifresi sorulur. Bu şifre girildikten sonra kurulum başlamaya hazırdır. Eğer “Interactive fdisk/divvy” seçilmemişse kurulum direk başlar. Eğer Interactıve fdisk/divvy seçilmişse, ekrana bazı yazılar gelir.
İlk gelen bölümden sabit disk tanımlamaları için devam seçeneği olan “1” seçilir.
Gelen menüde (IDE Makinada) disk parametrelerinin görüntülenmesi ve değiştirilmesi işlemleri yapılabilir. Görüntülenmesi için “1”, değiştirilmesi için “2”ye basılır. “q” ile çıkıldığında fdisk programının ekranı karşımıza gelir. Fdisk’in seçeneklerinden 1 ile partition tablosunun ekrana görüntülenmesi, 2 ile tüm diskin UNIX yapılması, 3 ile diskin partition tablosunda boş kalan kısmının UNIX yapılması, 4 ile UNIX partition’ının manual olarak yapılması, 5 ile seçilen partitionlardan birinin aktif hale getirilmesi, 6 ile herhangi bir partition’ın silinmesi, 7 ile bir partition yaratılması yapılabilir. Bu programda yapılması gereken şey, ya 2 ile bütün diski UNIX’e ayırmak, ya 3 ile tanımlanmamış bölümü UNIX partition’ı yapmak ya da bir partition yapıp bunu UNIX için kullanmaktır. Bir UNIX partition’ı yapıldığında, buna SCO OpenServer 5.0 kurmak için bu partition’ın aktif olasına dikkat etmek gereklidir.
Gerekli partition ayarlamaları yapıldıktan ve “q” ile fdisk programından çıkıldıktan sonra Bad Track Table’ı düzenleyici bir program çalışır. Bu programda enter’a basılarak mevcut olan değer seçilir. Ardından boot dosya sistemi için ayrılacak olan miktar sorusu, 15000, yani o an bulunan değer seçilerek geçilir. Bu değer boot dosya sistemi için yeterli bir miktardır.
Sonraki soru swap miktarı ile ilgilidir. Bu seçilmiş olarak mevcut hafızanın 1.5 katı bir değerle gelir, ki bu yeterli bir değerdir. Ama yüksek hafıza gerektiren programlar çalıştırılacaksa, bu değer yukseltilebilir.
Sonraki bölümlerde ayrı bir dosya sistemi isteyip istemediğiniz sorulacaktır. Buna eğer yeterli disk yeriniz mevcut ise evet demek iyi bir tercih olacaktır. Bu hem disketteki dağılmayı aza indirerek hızı arttırır, hem de ana dosya sisteminizde bir hasar olduğunda bu yeni dosya sistemindeki verilerinizin kurtarılması mümkün olabilir.
Bu soruya cevap verdikten ve miktarını ayarlayıp dosya sistemi tipini seçtikten sonra kuruluma başlanır. Bu noktadan sonrası bilgisayara bırakılır. Gerekli dosya sistemlerini oluşturup gereken sistem dosyalarını diskinize kopyaladıktan sonra kurulum yüzdesini ekranda gösteren bir sayaç ile kurulum devam eder. Herhangi bir problem olup olmadığı sol üst köşede sürekli hareket halinde olan “*” karakterlerinden anlaşılabilir.
Bir sorun olmadan sistem kurulduğunda size sistemin kurulumunun bittiğini ve sistemi güvenli bir şekilde kapatabileceğinizi bildirir. Makine kapatılıp açıldığında “Boot” prompt’u aldığınızda, sistem sorunsuz bir şekilde çalışmaya hazır demektir.
4. Temel UNIX Komutları
i- Normal ve Özel Dosyalar, Dosya Tipleri, File Komutu
UNIX üzerinde “ls -l” komutu kullanılarak directory listesi alındığında karşımıza çıkan listede ilk bölüm dosyanın tipi ve izinleri hakkındadır (izinlerden ileriki bölümlerde bahsedilecek). Bu liste alındığında çıkan ilk karakter dosyanın tipini gösterir.
“ls -l” komutunun ilk bölümü 10 harflik bir gruptur, ve bunun ilk hanesi dosya tipi, diğer dokuz hanesi ise dosyanın izinleri ile ilgilidir.
Bu ilk karaktere göre dosya tipleri şöyledir:
d ise dosya bir directory’dir
- ise dosya normal bir program , veri dosyasıdır
s ise sistemin kullandığı özel bir dosya tipidir
b ise sisteme bağlı bir aletle bloklanmış bilgi alış-verişi yapmak için kullanılan bir dosyadır
c ise sisteme bağlı bir aletle karakter bazında bilgi alış-verişi yapmak için kullanılan bir dosyadır
p pipe (borular)
Bir dosya hakkında bilgi almak için “file” komutu kullanılır. “file” komutundan sonra dosya ismi argüman olarak verilir enter’a basılırsa o dosyanın tipi ekranda görüntülenir. SCO UNIX birçok dosya formatını tanıyabilir. “file” komutunun yaptığı, eğer dosya normal bir dosya değilse bunu ekrana yazmak, eğer normal bir dosya ise bunu /etc/magic dosyası içindeki satırlarla karşılaştırıp uyan bir dosya tipi varsa bu tipin ne olduğunu ekranda görüntülemektir.
ii- Dosyaların Görüntülenmesi
Dosyaların görüntülenmesi iki şekilde anlaşılabilir. Birincisi, dosya listesinin alınması, bulununlan directorydeki dosyaların isimlerinin, boyutlarının ve izinlerinin ne oldugunu görmek; ikincisi de bir text dosyayı ekrana yazdırmak, yani içeriğini görmek.
İlk olarak dosyaların listelenmesinden başlayacağız:
Dosyaları “ls veya l” komutu ile listeleyebiliriz. O an içinde bulunulan directory’nin listesini alfabetik sıralı halde gösterir. Bu listeleme sırasında çeşitli opsyonlar belirtilerek listenin istenen şekilde olması sağlanabilir.
Opsyonlar temelde beş ana gruba bölünmüşlerdir. Bu bölümler ;
I veya E - alanlar
O - kısıtlamalar
R - Tekrarlama (recursion)
S - Sıralama düzenleri ve diğer kalanlar.
Bu opsyonları daha detaylı bir şekilde incelediğimizde ;
-I[hplogan] veya -E[hplogan]
|
|
|
|
|
|
-I opsyonu listede I harfinden sonra gelenlerinlisteyedahiledileceğini
-E opsyonu ise dahil edilmeyeceğini belirtir.
p korumalar
l link sayıları
o sahibi
g grubu
a son kullanıldığı zaman
n adı
Örnek olarak ls -Eog komutu directory listesini dosyaların sahiplerinin ve gruplarının isimlerini göstermeden verir.
-O[abcdfpx] opsyonu ise belirli kısıtlamalar ile listeyi döker. Bu kısıtlamalar dosya tipi bazındadır. -O opsyonundan sonra gelen dosya tipleri listelemede görünmezler.
a arşiv dosyaları
b blok alet dosyaları
c karakter alet dosyaları
d directory’ler
f normal dosyalar
p pipe ( borular )
x çalıştırılabilen dosyalar
Örnek olarak ls -Od komutu directory’ler haricindeki dosyaların listesini verir.
-R[rakam] opsyonu listenin dizin yapısında kaç altdizin derinliğine ineceğini belirler. Birşey belirtilmezse sonsuz derinlikte liste verilir.Buradaki derinlik listesi alınan directory’nin altındaki başka dalların listesinin ne kadar uztılacağıdır. (Derinleştirileceği)
|
|
-S[acmns] opsyonu ise liste verilirken sıralamanın neye göre yapılacağını belirler.
|
|
a son kullanım zamanına göre (en son kullanılan en başta)
c karakter sayısı ( en önce en büyük )
m değiştirilme zamanı (en son değiştirilen en başta)
n adı
s büyüklüğüne göre ( c opsyonu ile aynı )
Bu opsyonlardan herhangi biri -r opsyonu ile beraber kullanıldığında listeler ters yönde oluşurlar. ( en ufaktan en büyüğe doğru )