Haz
6th

İşletim sisteminin gerekliliği

İşletim sisteminin gerekliliği:

Tim Roberts’in geliştirdiği ve bugünkü PClerin atası sayılan Altair üzerinde BASIC’i çalıştırmak için Bostaon’dan Albuquerqe şehrine uçan Allen olayı uçak iniş halindeyken farkeder ve “Aman Tanrım” diye bağırır. Bootstrap programı yazılmamıştır. Kağıt kalemle bunu yazar. Sonradan Gates ile Allen bu bootstrap programını kimin daha önce yazabileceğini bulmak amacıyla bir yarışma yaparlar. Gates kazanır. DOS gibi bir çok işletim sisteminin temelleri böyle atıldı. Yeni sistemlere programların yüklenmesi için bir takım ara birimlerin yazılmasının gerekliliği programcıları bir işletim sistemi geliştirmeye zorladı. İşletim sistemleri makinenin özelliklerini tanıyarak onların yüklenen programların bundan mümkün oldukça maksimum derecede faydalanmasını sağlar.

CPM:

İlk işletim sistemi olarak bilinen yazılım CPM’dir. Digital Research Corporation’dan Gary Kildall tarafından geliştirilmiştir.

UNIX:

Arkasından UNIX işletim sistemi bir grup insanın bir iki aylık çabasıyla geliştirildi. Bunlar 3-4 ay içerisinde sadece yemek temin etmek için dışarı çıkarak sabahtan akşama kadar kapalı ve sadece bilgisayarla uğraşarak yazmışlardı. Yazılım çoğunlukla C dilinde yazılmıştı. Bunun içerisinde çok az bir bölüm ASSEMBLER dili ile yazılmıştı. Ayrıca tamamiyle kaynak kod olarak taşınıyordu. Herhangi bir sisteme program taşındığında (ister PC, ister ALPHA SERVER) kaynak kodlar (C kodları) işlemciye göre yeniden derlenir. Böylece o donanıma tamamen sanki bir kalıp gibi oturur. Böylece makinede var olan tüm özellikleri sonuna kadar kullanabilir. İşletim sisteminin tüm parçalarının kaynak kodları kurulumuyla beraber gelir. NT 5.0 çıkana kadar da 128 bit işletim sistemi olarak sadece UNIX vardı.

SYSTEM 7:

Bu grubun dışında MAC ortamı için APPLE firması MAC işlemcisine ve donanımına özel bir işletim sistemi geliştirdi. En son işletim sistemi olarak yanlış bilmiyorsam SYSTEM 7 mevcut. MAC bilgisayarlar PC’ler gibi donanım standardından yoksun sistemler değildir. Yani MAC üzerinde zaten gerekli donanımın tamamı mevcuttur. Eğer istenirse ek olarak sadece Ram, Ethernet ve modem takılabilir. Bunların dışında başka bir donanım eklemek mümkün değildir. Bu donanımlarda belli standartlara sahip olması gerketiğinden çoğunlukla APPLE veya APPLE’ın desteklediği bir firma tarafından geliştirilmektedir. Donanım özellikleri sır gibi saklandığı için APPLE’a rakip MAC üreten başka bir firma çıkmamıştır.

DOS:

PC ise donanım olsun ek birimler olsun tamamiyle açık bir sistemdir. Yani her isteyen PC’ye bu kartı ben yaptım deyip istediği kartı takıp donanımını yazdığı programa kullandırabilir. Bu ise her ne kadar standart oluşumunu engellese de fiyat ve çeşitlilik açısından müşteriye cazip gelmektedir. PC ortamında ise IBM donanımı ürettikten sonra bunun için işletim sistemi olarak ilk önce DIGITAL RESEARCH firmasına DOS teklif edildi. DR’nin sahibi ise resmen filmlerdeki gibi şapkasıyla botuyla tam bir kovboy gibi bir tip. Bu kişi teklifi uçaktayken alıyor. IBM’de kim oluyor biz bu kadar ufak bir firma ile çalışmayız ve bizim daha büyük projelerimiz var buna vakit ayıramayız deyip teklifi geri çeviriyor. (Hayatının hatasını yapıyor) Microsoft o sıralar zemin altında bir ufak bürodan ibaret. Firma Bill Gates ve okuldan bir arkadaşıyla beraber kurulmuştur. (Her ikiside daha sonra okuldan atılmışlardı) IBM DOS yazılımını microsoft’a teklif edince onlar için çok büyük olan bu projenin üstüne atlamışladı. IBM DOS 1.0 bir acayip sistemdi. Disket sürücüsü ve hard disk kontrolü olmadığından doğrudan makinenin ROM’una yükleniyordu. Ancak DOS’ta daha ne Floppy ne de hard disk tanınıyor. Arkasından DOS’un yeni sürümleri çıktı. Bu işletim sisteminde yine yanlış hatırlamıyorsam ilk dönemlerinde sadece 360 KB’lik floppy’leri görüyordu. Daha sonra yine yanlış hatırlamıyorsam 10 MB HARDDISK (1GB,10GB disk değil daha ilk dönemlerde 10MB disk vardı.) tanınıyordu. O zamanlar FAT denen bir yapı oluşturuldu. İlk dönemler daha partition yoktu. Ve daha ilginci Directory yapısı henüz keşfedilmemişti. Sadece ROOT denen kök dizin vardı. Ve bütün dosyalar buraya kopyalanıp siliniyor ve yeniden isimlendirilebiliyordu. Daha sonradan önce ikinci disk desteği kondu. Sonra da dizin yapısı sisteme eklendi. Bir sonraki aşama ise Partition yapısı. Bu yapı sadece HARDDISK’lere eklendi. FAT-12 denen Fat yapısı kullanırken bir sonraki aşama olarak FAT-16′ya geçildi. DOS’taki DISK erişiminde kullanılan tanımlar ve Diskin bölümleri başka bir başlık olarak bu sitede yer alacaktır. DOS’taki dosya yönetim sistemi biraz UNIX’ten birazda CPM’den çalıntıdır. UNIX’te dosyalara erişmek için handle adı verilen 4 byte uzunluğunda bir rakam ile kontrol edilmektedir. Yani bir dosyayı açtığında açılan bu dosya için açan programa bir rakam döndürülür. Sonra bu rakam ile dosya üzerinde okuma yazma gibi işlemler gerçekleştirilir. Aynı zamanda FCB denen file control block denen bir tablo ile dosya açılır. Bu ise CPM’den alınmadır. Dosyanın durumu FCB denen bir tabloda tutulur. FCB dosyayı açan program tarafından oluşturulur. Bunun eksikliği ise açılacak dosyanın illa o anda bulunulan dizinde olması gerekiyor. Yani FCB’de açılan dosya için yol bilgisi yoktur. Yani PATH bilgisi FCB’de tutulmadığından hemen hemen terkedilmiştir. CONFIG.SYS içerisindeki FCBs bilgisi açılabilecek maksimum FCB sayısını belirlemek için kullanılır. FILES ise handle kullanılarak açılabilecek maksimum dosya sayısını belirler. MS ürünlerinin tutulması için olabildiğince ürünlerinin kullanılmasını teşvik etmiştir. Ücretsiz veya küçük ücretlerle upgrade, yazılımcılara verdiği sınırsız destek. (TECHNET (2-3 ayda bir yayınlanan 3-4 CD’lik bir paket), online documentation, ve kendi yazdığı programlara ait API (Application Program Interface) fonksiyonları) Bu şekilde kendi ürünleri üzerinde yazılım geliştirilmesini teşvik ederek rakiplerini ezip geçmiştir. Çünki rakip firmalar genelde arka planda yaptıkları işlerin pek bilinmesini istemezler. Bunların başkaları tarafından kullanılması ve kendi ürünleri üzerinde çalışan rakip ürünler çıkması alanında tek olmak isteyen firmalara ters gelmektedir. Düşünebiliyormusunuz yazdığınız bir program içerisinden EXCEL’i çağırıp program çıktılarını EXCEL’e yaptırıyorsunuz veya güzel bir text editörü yazmak yerine WORD’ü kullarak çıktılarını alıp kaydedebiliyorsunuz. Diğer taraftan programlarının kopyalanmasına karşı herhangi bir engel koymamıştır. Bu şekilde programları bir virüs gibi dünyadaki hemen hemen on binde 9999 PC üzerinde MS ürünleri bulunmaktadır. Dolayısıyla her yeni çıkan ürünü hemen talep görmektedir.

OS/2:

IBM’in Microsoft ile yaptığı anlaşmada Bill Gates’in hukukcu olmasından kaynaklanan ve Microsofta DOS konusunda avantajlar sağlayan maddeler mevcuttu. DOS 2.x serisinden sonra Microsoft yazdıklarını IBM’e sattıktan sonra kendiside bu yazdığı programları Microsoft DOS olarak piyasaya sürdü. Bu DOS 5.0′a kadar devam etti. IBM’in DOS’u IBM DOS, Microsoftun DOS’u ise MSDOS olarak tanındı. IBM bu durumdan zarar gördüğünü farkedince kendisi yazılım grubu ile OS/2 isimli yeni bir işletim sistemi yazdı. Bu işletim sisteminde DOS’un single user, single task (Tek kullanıcı ve tek işlem) özellikleri bir kenara atılmıştı. Bu işletim sistemi ise single user ama multi task idi. DOS programlarını da çalıştırabilmesine rağmen IBM’in yanlış politikaları sonucu adı genelde duyulmadı.

WINDOWS:

WINDOWS’un gelişimi ise tamamen MAC’in grafik ekranından kaynaklanan kullanım kolaylığı ve tam bir ofis makinesi olması nedeniyle piyasada ofislere yerleşmeye başladı. MS bunun önüne geçmek için WINDOWS yazılımını piyasaya çıkardı. Windows 1.0 dünyada en fazla çakan çakılan ve kurulumu zor bir yazılımdı. Ayarlarını yapmak düzenlemek kullanmak son derece zor idi. WINDOWS 2.0 ise nispeten çok daha düzeltilmiş bir sürüm idi. 8086′da çalışabilen (çalışan diyorum 1.0 pek çalışmıyordu.) tek windows yazılımıdır. Ama tam oturması WINDOWS 3.0′da oldu. Ama Win.Com dosyası konfigurasyona göre değişmesi gerekiyordu. Yani ekran kartı değiştiğinde WINDOWS 3.0′ı sıfırdan kurmak gerekiyordu. 3.1′de ise bu durum düzeltildi.

NOVEL:

Diğer taraftan NOVEL işletim sistemi network ortamında aldı yürüdü. DOS,OS/2 ve UNIX ortamında da çalışabilmesi baya bir avantaj sağlıyordu. Netwok dendiği zaman akla NOVEL geliyordu. Novel eğitim konusunda olsun yazılım konusunda olsun oldukça açık ve standartları olan bir politika takip etti. Böylece microsoft bu alana girmeden evvel % 90 networkler novel ile kuruluyordu. Geri kalanlar ise UNIX’in elindeydi.

WINDOWS NT:

DIGITAL firmasının kendi donanımlarında kullanmak üzere DG-UX (Digital unix) yazılımını hazırladı. Bu yazılım bittikten sonra elemanlarını işten çıkarttı. Bunlar doğrudan microsoftta işbaşı yaptılar. Microsoftun ilk hedefi Novel’in tahtına oturmaktı. Ön yüz olarak elinde windows gibi bir arabirim vardı. Bunu bu elemanlara vererek en azından novel kadar güçlü bir işletim sistemi yazılmasını istedi. Bu gruptakiler oturup WINDOWS NT’yi yazdılar. NT ön yapı ve arkadaki dos desteği olarak her ne kadar diğer microsoft ürünlerini andırsada tamamen farklı bir işletim sistemidir. Biliyorsunuz UNIX ortamında emülasyonla DOS programları çalıştırılabilmektedir. Ayrıca UNIX’teki XWINDOWS ortamındaki arabirim ise istenilen şekile dönüştürülebiliyor. Ayrıca TCP/IP tamamen unix temelli network protokolüdür.Ayrıca NT’deki NTFS disk yönetim sistemi ise UNIX’in kullandığı disk yönetim sistemine benzer ama nispeten daha geliştirilmiştir. Ayrıca multitasking özellikleride esasında UNIX’in yapısına benziyor. PID, Priority vb… Herneyse isteneni yaptılar ve WINDOWS NT şatafatıyla geldi. Bir süre sonra NOVEL’in dağıtık yapıdaki eksikliği ve UNIX’in bu noktadaki karışıklığını aşmasıyla novel’i yerinden etti. Ancak eski sistemlerde hala Novel tahtını koruyor. NT unix gibi domain yapısı, uzak makinelere ulaşımı ve diğer bir çok konudaki yetenekleri ile Novel’den çok ilerdeydi.

Windows 3.11

Client olarak Windows 3.11 denen yeni bir işletim sistemi çıkartıldı. Bu tamamiyle network özellikleri ile donatılmış bir WINDOWS yazılımı idi. Kendi başına bile diğer network yazılımlarından çok daha ileri ve daha az istekleri olan işletim sistemi olma özelliği ile CLIENT SERVER fonksiyonlarını tamamıyla yerine getirebiliyordu. Getiremediği bir iki fonksiyon ise NT işletim sistemi tarafından karşılanıyordu. Bu şekilde çok geniş ağ yapıları kurmak mümkün oldu.

WINDOWS 95

Bütün bu client server mimarisinin yanısıra internet fonksiyonları konusunda 3.11 tam yeterli değildi. Ayrıca NT ise tam anlamıyla bir internet makinesi değildi. Internete bağlantı ve internet fonksiyonları ile klasik windows görünümünden farklı bir önyapı NT’den alınma bazı fonksiyonlarla birleştirildi. Ortaya 95 çıktı. 95 için inanılmaz bir reklam yapıldı. Esasında 3.11′den daha yumuşak bir multitasking ve daha fazla network kontrolü, ayrıca NT’deki yazıcı özellikleri (yazdırılacak bilgi bitmap olarak değil raw olarak gönderilir. Gönderilen bilgi yazıcının olduğu makine tarafından işlenerek yazıcıdan çıkartılır.) ve NT’deki bazı network fonksiyonları kırpılarak 95′in network yapısı oluşturuldu. Ama 95 bir domain server olarak değil bir uç birim olarak tasarlanmıştı. Daha çok internete olan yönelmeler gözönüne alınarak bu konudaki insiyatifi elden kaçırmadan gerçek bir Internet Client oluşturuldu. 95 esasında yapı itibariyle DOS + WINDOWS gibi çalışmaktadır. IO.SYS ilk önce sistemi açar. DOS olarak sistem açılır. Tek farklılık Disklere doğrudan erişim kısıtlanmıştır. Bunun sebebi ise standart 8.3 dosya isim formatından kurtulmak için yapılan eklentilerdir. Uzun Dosya isimleri esasında 32 bitlik bloklar halinde dizinlerin bilgilerinin tutulduğu alanda saklanır. Bu bloklar hangi dosyanın ismini tuttuğunu ve ismi saklar. Dosya isimleri ise bundan başka içlerindeki boşluk karakterleri kaldırılarak ve son 3 karakterlik uzantısına kadar olan bölümden 6 hane alınarak tutulur. 2 hane ise ~ (tilda) işareti ve bir rakamdan oluşur.Eğer 9 taneden fazla aynı şekilde başlayan ve uzantıları aynı olan dosya olursa ilk 5 karakter alınır ve geriye kalan kısım yine tilda ve rakam olarak değerlendirilir. NT bu konuda biraz farklı davranıyor. 9 dan sonra A ile devam ediyor ve Z’ye kadar gidiyor. Bu sebeble bazen 95, NT’nin verdiği isimleri görmeyebiliyor. Ayrıca Recycle.bin yapısıda biraz farklı. Birbirlerinin dosyalarını geri alamıyorlar. Bu şekilde dosya yapısını biraz gördükten sonra IO.SYS’yle devam edelim. IO.SYS DOS’u yükledikten sonra WIN.COM’u yükler. Esasında olay autoexec.bat dosyasının sonunda win.com yazmakla aynı şey. 16 bit ve 32 bit yapı olarakta 95 biraz ucube. Normal olarak 16 bit bir programın 32 bit bir başka programla anlaşması çağrı yapması fonksiyonlarını kullanması olanaksızdır. Yani böyle bir şey normalde olanaksızdır. ama 95 16 bit kernel ile 32 bit kernel hemen hemen içiçedir. NT’nin aksine tek bir USER.EXE mevcuttur. NT de ise USER.EXE ve USER32.EXE mevcut. Bu tür bir fonksiyonu gerçekleştirmek için birazda performanstan vererek 16 ve 32 bit harmanlanmıştır. Sonuçta olmayacak bir şey gerçekleştirilmiştir. Esas olarak win 3.1 serisinde 32 bit programları çalıştırmak için kullanılan win32s yazılımı gibi 16 bit üzerinde 32 bit bir yazılım bir acayip şekilde çalışmaktadır. NT ise bu konuda 95′ten tamamen farklıdır. NT tamamıyla 32 bit bir yazılımdır. normal olarak 32 bit bir yazılımda olması gerekenleri içerir. 16 bit programları çalıştırmak için emülasyon programı olan NTVDM yüklenir. Bu program 16 bit programları bir task olarak alır ve bu task içerisinde yükler dışarıyla uyumu için NTVDM çağrıları yönlendirir. Bu şekilde 16 bit programlar çalıştırılır.

OSR2:

95′in düzeltmeleri ayrı bir sürüm olarak çıkartıldı ve yeni bir FAT sistemi FAT 32 eklendi. Bu yapıda CLUSTER boyu 4 KB’dir. Ve CLUSTER sayısı disk boyutu/4KB şeklinde hesaplanır. 4milyar adet 4 KB’lik cluster olabileceği düşünülürse yaklaşık 16 terabyte merterbesindeki diskler sisteme tanıtılabilir.

 

yazılımlarınızın (Software) haberleşmesini sağlayan yapıdır. İşletim sistemi de bir çeşit yazılımdır, ve bu yazılım, daha düşük seviyeli erişimlerle donanımın kontrolünü, kaynakların kullanımını ve paylaşımını sağlar. Örnek olarak işletim sistemi, sisteme bağlı olan yazıcılara gönderilen dosyaların basımı, sistemin boş olan hafızasının kullanımı ve sisteme bağlı diğer birimlerin yönetimini sağlar.

ii- Çok Kullanıcı, Çok İşlem, Zaman Paylaşımı

SCO UNIX, diğer UNIX’ lerde olduğu gibi çok kullanıcılı, çok işlemli ve zaman paylaşımlı bir işletim sistemidir. Çok kullanıcılı olması demek, aynı anda işletim sisteminin birden fazla kullanıcı tarafından kullanılabilmesi demektir. SCO UNIX’te kullanıcı sayısı satın alınan ürünün izin verdiği kullanıcı sayısı ile (satın alınan lisans sayısı ile) sınırlıdır. Birden fazla kullanıcının sistemi kullanabilmesi yanında UNIX’in özellikllerinden biri de çok işlemli olmasıdır. Yani kullanıcılar sistemde aynı anda birden fazla işlem (process) çalıştırabilirler. Bu, siz bir işlemi başlattıktan sonra, o başlattığınız işlem çalışmaya devam ederken başka bir işlem de başlatabilirsiniz demektir. Bu, UNIX,e bağlı bütün terminallerdeki kullanıcılar tarafından yapılabilir. Üçüncü olarak da, Unix’in, zaman paylaşım özelliği vardır (time sharing). Bu özellik sayesinde, tek merkezi işlem üniteniz (CPU) olsa bile sistemde yapılan işlerin hepsinin devam etmesi sağlanabilir. Her kullanıcının bir öncelik sıralaması (priority) vardır ve yapılan işlere merkezi işlem ünitesi tarafından ayrılacak olan zaman bu öncelik sırasına göre belirlenir. Süper kullancı, işlemlerin ve kişilerin öncelik sıralarını değiştirebilir.

Merkezi işlem ünitesi 1 birim zamanını, bekleyen işler arasında paylaştırarak, tüm işleri

aynı anda yürütür.

iii- Client/Server ile merkezi yapılı işletim sistemleri

Client/Server yapılı işletim sistemlerinde, amaç iş yükünü, ağ üzerinde bulunan kaynaklara mümkün olan en fazla şekilde yaymak, böylece ana hizmet ünitesine düşen yükü de azaltmaktır. Client ‘lar tüm servislerin kendilerine ana servis ünitesi tarafından verilmesini beklemezler, bir kısım işleri kendileri yapıp, sadece gerekli olan bilgileri almak/vermek için ana hizmet ünitesine ulaşırlar.

Merkezi yapılı işletim sistemlerinde ise tüm işler ana hizmet ünitesi tarafından yapılır. Bu tip işletim sistemlerinde uç birimlerde çalışan üniteler sadece kullanıcının klavye girdisini alır, ve çıktıyı ekranda gösterir.

SCO OpenServer 5.0, her iki yapıyı da destekleyen bir işletim sistemidir.

Client/Server yapılarda çalışan uygulama yazılımları bu yapıyı desteklemediği (yani Client/Server olarak yazılmadığı) zaman, kullanıcı bu yapının özelliklerinde ya hiç ya da çok az faydalanabilmektedir.

iv- Bellek Yönetimi, İsteğe Bağlı Görsel Bellek Yönetimi

SCO OpenServer 5.0 bellek kullanımı ve yönetimi, performansı maksimum yapmayı amaçlar. Mevcut olan hafıza sayfaları tükenene kadar, sistem bütün hafıza ihtiyacını karşılar ve disk üzerinde herhangi bir işlem yapmaz. Ne zaman ki mevcut hafıza tükenir, o zaman özel bir yolla en az kullanılmış hafıza sayfası tesbit edilir, bu disk’e yazılır, ve onun daha önceden bulunduğu hafıza bölgesi ihtiyacı olan uygulamaya tahsis edilir.

Ayrıca, çalışmakta olan bir program çalışma sırasında ihtiyacı olduğu kadar hafıza sayfası kullanır. Örneğin bir programınız çalışmak için 8MB’a ihtiyaç duyuyorsa, bu program çalışması sırasında daha az hafıza kullanır, ve sadece ihtiyaç oldukça o programa hafıza sayfaları ayrılır.

 

dosya sistemine bölme olanağı da bulunmaktadır. Dosya sisteminin başında

bulunan ilk blok, dosya sistemi ile ilgili bilgileri tutar ve bu bloğa “super block” adı verilir. Super block, dosya sisteminin büyüklüğü, başlangıç ve bitiş adresleri, inode tablosu, boş blok tablosu, data bloklarının başlangıç adresi gibi bilgileri saklayan ve dosya sisteminin sınırlarını belirleyen bloktur. Bir diğer görevi de dosya sisteminin düzgün olarak kalmasını sağlamak, entegrasyonu herhangi bir nedenle bozulduğu zaman da bu bozukluğu giderecek yazılımları çalıştırmaktır. UNIX işletim sisteminde her şey bir dosya olarak bulunmaktadır. Dosyaların isimleri sadece biz insanların daha kolay anlamaları için tutulmaktadır. UNIX bizim kullandığımız dosya isimleri ile ilgilenmez ve dosyalara isimleri ile ulaşmaz. İsim yerine sistemde her yaratılan dosyaya, sadece ona ait bir numara verilir. Bu numaraya “inode” denmektedir. Dosyaya ait tüm işlemler bu inode numarası kullananılarak yapılır. Super block içinde bir bölüm inode tablosu olarak ayrılmıştır. Bu tabloda her dosyanın numarası, sahibinin, grubun isimleri, son erişim, değiştirilme tarihleri, link sayıları tutulmaktadır. Tutulan bir diğer önemli bilgi ise bu dosyanın kullanığı veri bloklarının adresleridir. Görüldüğü gibi inode tablosunda dosyanın adı yoktur. Dosya isimleri directory ‘lerde tutulur. Directory ‘de

inode numarası ve ona karşılık gelen dosya adı tutulmaktadır. Siz bir dosyanın adını

belirterek herhangi bir işlem yapmak istediğinizde sistem, directory ‘den bu dosyanın

adına karşılık gelen inode numarasını bulur ve bundan sonraki tüm işlemleri bu numarayı kullanarak yapar. UNIX işletim sisteminde bilgileri tutan normal dosyalardan başka bir de özel dosyalar bulunmaktadır. Bu dosyalar tüm sistem kaynaklarına ulaşan, daha açık bir ifade ile “device driver” ‘lara bilgi yollayan ve oradan gelen bilgileri size aktaran dosyalardır. Bellek, disk, yazıcı gibi tüm sistem kaynakları bu tip dosyalar kullanılarak erişilmektedir.

ii- Directory yapısı

UNIX işletim sisteminin dosya hiyerarşisi ters dönmüş bir ağaç gibidir. Bu ağacın en üstte yer alan kısmına kök (root) adı verilir ve / işareti ile gösterilir. Bu ad sistem tarafından verilir ve daha sonra değiştirme olanağı yoktur. Onun dışında kullanıcılar kendi yarattıkları directory ‘lere legal olmak şartı ile istedikleri isimleri verebilirler. Bir directory adının legal olabilmesi için , 14 harften kısa olması , içerinde özel karakterleri barındırmaması ve aynı daldan çıkan aynı adda başka bir directory’nin olmaması gerekmektedir. Bu directory yapısına ek olarak UNIX işletim sistemi bir dosyanın birden fazla kullanıcı tarafından kullanılmasını da çeşitli yöntemlerle sağlar.Bu yöntemlerin bir tanesi de link (bağ) lerdir. Link programı sayesinde bir dosya aslında sadece bir directory’nin içinde olmasına rağmen birden fazla directory’de bulunuyormuş gibi işlem görür.

3. SCO OpenServer 5.0’ın yüklenmesi

1.       Gerekli olan donanım özellikleri

SCO OpenServer 5.0’ın kurulabilmesi için gerekli olan donanım özelliklerinin başında 386, 486 ya da Pentium merkezi işlemcili, ISA, EISA, PCI ya da MCA yapılı bir bilgisayar gelir. Gerekli olan RAM miktarı 12 MB, disk üzerinde gerekli olan boş yer mitarı da 225 MB’dır.

Sistemin kurulabilmesi ve sorunsuz çalışabilmesi için desteklenen donanımlar (kontrol kartları, network kartları ve akla gelebilecek diğer donanım ürünleri) SCO Hardware Compatibility Handbook (SCO Donanım Uyumluluğu Elkitabı) içinde bulunmaktadır. Kurulum yapımadan önce donanımın desteklenip desteklenmediğini öğrenmek için bu kaynağa başvurulmalıdır.

1.       Kullanıcı sayısına göre gerekli olan donanım değişiklikleri

Sistemi kullanacak kullanıcı sayısına bağımlı olarak yukarıda belirtilen bellek ve disk büyüklüklerini arttırmak gerekmektedir. Sisteme işletim sistemi dışında eklenecek her yazılım sistemde bir disk alanı kaplayacak ve çalışması için de başlangıç olarak belirtilen 12 MB. ‘den daha fazla belleğe gereksinim duyacaktır. Bellek ve disk gereksinimleri kullanılacak olan yazılıma göre değişmektedir. Bir sistem planlanlanırken kullanılacak yazılımların gereksinim duyduğu disk ve bellek büyüklüklerini öğrenmek düzgün bir sistem kurabilmek için gereklidir. Eklenecek yazılımları kaç kişinin kullanacağı da göz önünde bulundurulmalıdır. Kullanılacak yazılımlar genellikle her kullanıcı için gerekli olan ek bellek gereksinimin belirtirler. Bunun belirtilmediği durumlarda ise kullanıcı başına en az 1 MB belleği, ana hizmet ünitesine eklemek gereklidir.

1.       Değişik donanımlar ile yapılacak yüklemede, bilinmmesi gerekenler

Eğer mevcut bir SCSI CDROM’unuz yoksa bu bazen sorun olabilir. SCO OpenServer 5.0 ATAPI CDROM’lar ile install edilebilmesine rağmen bazı CDROM’larda sorun çıkartmaktadır. ATAPI CDROM kullanmak için Boot disketi takılıp “Boot” yazısı ekranda belirdiği noktada enter’a basıp devam etmek yerine şu satır yazılır:

Boot

: defbootstr ahslink=ATAPI

Eğer AHS 5.2’nin BTLD disketi kullanılıyorsa, ATAPI CDROM desteği için “ATAPI” yerine “wd” driver’ı link edilir.

Enter’a basıldıktan sonra boot disketinden okuma normal şekliyle devam eder, ve bir süre sonra sizden ATAPI CDROM’u tanıyabilmesi için gereken sürücülerin bulunduğu BTLD disketini ister. Bu disket takılıp enter’a basıldığında ekstra bir sürücü yükler ve bunu o an mevcut olan sürücü ile değiştirmeyi isteyip istemediğiniz sorulur. Bu soru enter ile geçildikten sonra tekrar boot disketi istenir ve kurulum aşağıda anlatılacağı şekilde devam eder.

1.       Sistemin yüklenmesi

Yukarıda anlatılan kontroller yapıldıktan ve disketler hazırlandıktan sonra kurulum aşamasına geçilebilir. CD’nizi CDROM’unuz içine koyup, ilk disket ile SCO’nun “Boot” promptunu alıp gerekli bağlantılar (link) gerçekleştirildikten sonra ilk olarak mavi bir ekran gelir. Bu ekranda birkaç uyarı ve enter’a basarak geçilmesi beklenen bir “Continue” yazısı vardır.

Enter’a basılıp ilk ekran geçildikten sonra ikinci ekranda hangi media’dan kurulum yapacağınız sorulur. Burada ara tuşu ile seçenekler görülüp, ok tuşları ile seçim yapılıp enter tuşu ile onaylanır. Seçilecek media SCSI CDROM ve de sistemde takılı olan CDROM’unuza uygun olan host adaptörü, ID ve diğer seçilmesi gerekenler seçilip “Continue” ile devam edilir.

Sistem gerekli yüklemeleri yapabilmek için size CD’nizin driver içinde olup olmadığını sorar, ve bu sorular “Ok”’I seçerek, kısaca enter’a basarak geçilir.

Gelen bir sonraki ekran klavyeniz ile ilgilidir. Burada yapılabilecek en iyi seçim zaten seçilmiş olan “US English”’dir. Klavye tipiniz listelenenlerden biri değilse, mesela Türkçe Q ise, bu seçenek seçilir ve devam edilir (“Accept above choices”).

Takip eden ekranda, kullanıcı lisans numaranızı girmeniz gereklidir. Bu lisans numarası SCO OpenServer 5.0 paketinde mevcuttur ve sadece size aittir.

Lisans numarasını (License Number) ve lisans kodunu (License Code) doğru girmeden bir sonraki ekrana geçmenize izin verilmez.

Lisans bilgilerinize göre, bir sonraki ekranda kurulum şekli görüntülenir. Biz burda “Fresh” (taze) kurulumdan bahsedeceğiz (Daha önce sistemde SCO olsun-olmasın sisteme yapılabilecek olan kurulum şekli).

Bir sonraki ekranda, sistemle ilgili bazı bilgiler girilir. Sistemin ismi, içinde bulunduğu domain ismi, güvenlik derecesi ve makinenin bulunduğu yerin içinde olduğu zaman dilimi. İlk ikisi text olarak girilebilecek bilgidir. Güvenlik derecesi dört seçeneklidir. Düşük, geleneksel, geliştirilmiş ve yüksek güvenlik dereceleri. Sistemin hiçbir dış bağlantısı olmadığı durumlar dışında düşük güvenlik derecesi tavsiye edilmez. Bazı durumlarda için ise, SCO’nun geliştirilmiş ve yüksek güvenlik seçenekleri mevcuttur. Bu güvenlik derecelerinde şifre dosyasının gizlenme şekli diğerlerinden farklıdır ve kullanıcılar bazı zaman aralıklarında şifre değiştirmeye zorlanırlar, ve şifrelerinin içinde rakam, büyük harf…vb bulunması mecburidir. Bu derece yüksek güvenlik gerekmeyen yerlere “traditional” yani geleneksel güvenlik derecesi tavsiye edilir, yeterlidir.

Zaman dilimi seçiminde ise, Türkiye için, 4. Seçenek (Eastern Standard.Summer Time) üstünde ara tuşuna basıldığında gelen üç seçenekli ekrandan ilki üzerinde (Geographical Area) üstünde ara tuşuna basılır, “Other” seçeneği seçilir.İkinci seçenek olan “Time Zone” kısmında ise “Manually select” seçeneği seçilir, enter’a basılır.

Bu noktada yeni bir ekran gelir. Bu ekran da üç seçeneklidir. İlk seçeneğe Türkiye girilir. İkinci seçenekte “East” seçilir. Ve son seçeneğe de rakam ile “2” girilir. Seçilenler iki defa “Accept the above choices” seçilerek kabul edilir ve ilk menüye dönülür. Bu ekranda yapılması gerekenler bitmiştir ve tekrar “Accept the above choices” seçilerek bir sonraki ekrana geçilir.

 

hangilerinin kurulup hangilerinin kurulmayacağı seçilir.

Eğer SCO OpenServer 5.0’ı ilk kez kuruyorsanız hiçbirşey değiştirmeden o ekranda olanları “Accept the above choices” ile kabul etmek en kolayı olacaktır.

Fakat eğer daha önceden diskinizde bir partition’ınız varsa ve bunun içindeki bilgileri kaybetmek istemiyorsanız, ilk bölümden “Interactive fdisk/divvy” seçeneğini seçmelisiniz.

Sonraki menüde gelen Network Cards, Network Address, Video and Graphics seçenekleri olduğu şekilde bırakılmalıdır. Dökümanın ilerleyen bölümlerinde bunlarla ilgili açıklamalar mevcuttur. Mouse seçeneğinde, seri porta takılı mouse için Logitech Serial mouse, Compaq ve IBM gibi makinelerde bulunan keyboard mouse’lar için ise low resolution keyboard mouse seçilmelidir. E-mail sistem bölümünde iki seçenek mevcuttur. Bunlardan arzu edilen seçilir.

Bir sonraki menüde, sistemin süper kullanıcı şifresi sorulur. Bu şifre girildikten sonra kurulum başlamaya hazırdır. Eğer “Interactive fdisk/divvy” seçilmemişse kurulum direk başlar. Eğer Interactıve fdisk/divvy seçilmişse, ekrana bazı yazılar gelir.

İlk gelen bölümden sabit disk tanımlamaları için devam seçeneği olan “1” seçilir.

Gelen menüde (IDE Makinada) disk parametrelerinin görüntülenmesi ve değiştirilmesi işlemleri yapılabilir. Görüntülenmesi için “1”, değiştirilmesi için “2”ye basılır. “q” ile çıkıldığında fdisk programının ekranı karşımıza gelir. Fdisk’in seçeneklerinden 1 ile partition tablosunun ekrana görüntülenmesi, 2 ile tüm diskin UNIX yapılması, 3 ile diskin partition tablosunda boş kalan kısmının UNIX yapılması, 4 ile UNIX partition’ının manual olarak yapılması, 5 ile seçilen partitionlardan birinin aktif hale getirilmesi, 6 ile herhangi bir partition’ın silinmesi, 7 ile bir partition yaratılması yapılabilir. Bu programda yapılması gereken şey, ya 2 ile bütün diski UNIX’e ayırmak, ya 3 ile tanımlanmamış bölümü UNIX partition’ı yapmak ya da bir partition yapıp bunu UNIX için kullanmaktır. Bir UNIX partition’ı yapıldığında, buna SCO OpenServer 5.0 kurmak için bu partition’ın aktif olasına dikkat etmek gereklidir.

Gerekli partition ayarlamaları yapıldıktan ve “q” ile fdisk programından çıkıldıktan sonra Bad Track Table’ı düzenleyici bir program çalışır. Bu programda enter’a basılarak mevcut olan değer seçilir. Ardından boot dosya sistemi için ayrılacak olan miktar sorusu, 15000, yani o an bulunan değer seçilerek geçilir. Bu değer boot dosya sistemi için yeterli bir miktardır.

Sonraki soru swap miktarı ile ilgilidir. Bu seçilmiş olarak mevcut hafızanın 1.5 katı bir değerle gelir, ki bu yeterli bir değerdir. Ama yüksek hafıza gerektiren programlar çalıştırılacaksa, bu değer yukseltilebilir.

Sonraki bölümlerde ayrı bir dosya sistemi isteyip istemediğiniz sorulacaktır. Buna eğer yeterli disk yeriniz mevcut ise evet demek iyi bir tercih olacaktır. Bu hem disketteki dağılmayı aza indirerek hızı arttırır, hem de ana dosya sisteminizde bir hasar olduğunda bu yeni dosya sistemindeki verilerinizin kurtarılması mümkün olabilir.

Bu soruya cevap verdikten ve miktarını ayarlayıp dosya sistemi tipini seçtikten sonra kuruluma başlanır. Bu noktadan sonrası bilgisayara bırakılır. Gerekli dosya sistemlerini oluşturup gereken sistem dosyalarını diskinize kopyaladıktan sonra kurulum yüzdesini ekranda gösteren bir sayaç ile kurulum devam eder. Herhangi bir problem olup olmadığı sol üst köşede sürekli hareket halinde olan “*” karakterlerinden anlaşılabilir.

Bir sorun olmadan sistem kurulduğunda size sistemin kurulumunun bittiğini ve sistemi güvenli bir şekilde kapatabileceğinizi bildirir. Makine kapatılıp açıldığında “Boot” prompt’u aldığınızda, sistem sorunsuz bir şekilde çalışmaya hazır demektir.

4. Temel UNIX Komutları

i- Normal ve Özel Dosyalar, Dosya Tipleri, File Komutu

UNIX üzerinde “ls -l” komutu kullanılarak directory listesi alındığında karşımıza çıkan listede ilk bölüm dosyanın tipi ve izinleri hakkındadır (izinlerden ileriki bölümlerde bahsedilecek). Bu liste alındığında çıkan ilk karakter dosyanın tipini gösterir.

“ls -l” komutunun ilk bölümü 10 harflik bir gruptur, ve bunun ilk hanesi dosya tipi, diğer dokuz hanesi ise dosyanın izinleri ile ilgilidir.

Bu ilk karaktere göre dosya tipleri şöyledir:

d ise dosya bir directory’dir

- ise dosya normal bir program , veri dosyasıdır

s ise sistemin kullandığı özel bir dosya tipidir

b ise sisteme bağlı bir aletle bloklanmış bilgi alış-verişi yapmak için kullanılan bir dosyadır

c ise sisteme bağlı bir aletle karakter bazında bilgi alış-verişi yapmak için kullanılan bir dosyadır

p pipe (borular)

Bir dosya hakkında bilgi almak için “file” komutu kullanılır. “file” komutundan sonra dosya ismi argüman olarak verilir enter’a basılırsa o dosyanın tipi ekranda görüntülenir. SCO UNIX birçok dosya formatını tanıyabilir. “file” komutunun yaptığı, eğer dosya normal bir dosya değilse bunu ekrana yazmak, eğer normal bir dosya ise bunu /etc/magic dosyası içindeki satırlarla karşılaştırıp uyan bir dosya tipi varsa bu tipin ne olduğunu ekranda görüntülemektir.

ii- Dosyaların Görüntülenmesi

Dosyaların görüntülenmesi iki şekilde anlaşılabilir. Birincisi, dosya listesinin alınması, bulununlan directorydeki dosyaların isimlerinin, boyutlarının ve izinlerinin ne oldugunu görmek; ikincisi de bir text dosyayı ekrana yazdırmak, yani içeriğini görmek.

İlk olarak dosyaların listelenmesinden başlayacağız:

Dosyaları “ls veya l” komutu ile listeleyebiliriz. O an içinde bulunulan directory’nin listesini alfabetik sıralı halde gösterir. Bu listeleme sırasında çeşitli opsyonlar belirtilerek listenin istenen şekilde olması sağlanabilir.

Opsyonlar temelde beş ana gruba bölünmüşlerdir. Bu bölümler ;

I veya E - alanlar

O - kısıtlamalar

R - Tekrarlama (recursion)

S - Sıralama düzenleri ve diğer kalanlar.

Bu opsyonları daha detaylı bir şekilde incelediğimizde ;

-I[hplogan] veya -E[hplogan]

 

 

 

 

 

-I opsyonu listede I harfinden sonra gelenlerinlisteyedahiledileceğini

-E opsyonu ise dahil edilmeyeceğini belirtir.

p korumalar

l link sayıları

o sahibi

g grubu

a son kullanıldığı zaman

n adı

Örnek olarak ls -Eog komutu directory listesini dosyaların sahiplerinin ve gruplarının isimlerini göstermeden verir.

-O[abcdfpx] opsyonu ise belirli kısıtlamalar ile listeyi döker. Bu kısıtlamalar dosya tipi bazındadır. -O opsyonundan sonra gelen dosya tipleri listelemede görünmezler.

a arşiv dosyaları

b blok alet dosyaları

c karakter alet dosyaları

d directory’ler

f normal dosyalar

p pipe ( borular )

x çalıştırılabilen dosyalar

Örnek olarak ls -Od komutu directory’ler haricindeki dosyaların listesini verir.

-R[rakam] opsyonu listenin dizin yapısında kaç altdizin derinliğine ineceğini belirler. Birşey belirtilmezse sonsuz derinlikte liste verilir.Buradaki derinlik listesi alınan directory’nin altındaki başka dalların listesinin ne kadar uztılacağıdır. (Derinleştirileceği)

 

-S[acmns] opsyonu ise liste verilirken sıralamanın neye göre yapılacağını belirler.

 

a son kullanım zamanına göre (en son kullanılan en başta)

c karakter sayısı ( en önce en büyük )

m değiştirilme zamanı (en son değiştirilen en başta)

n adı

s büyüklüğüne göre ( c opsyonu ile aynı )

Bu opsyonlardan herhangi biri -r opsyonu ile beraber kullanıldığında listeler ters yönde oluşurlar. ( en ufaktan en büyüğe doğru )

 

Haz
6th

İşletim Sistemi

İşletim sistemi, bilgisayar donanımının doğrudan denetimi ve yönetiminden, temel sistem işlemlerinden ve uygulama programlarını çalıştırmaktan sorumlu olan sistem yazılımıdır.

İşletim sistemi, bütün diğer yazılımların belleğe, girdi/çıktı aygıtlarına ve kütük sistemine erişimini sağlar. Birden çok program aynı anda çalışıyorsa, işletim sistemi her programa yeterli sistem kaynağını ayırmaktan ve birbirleri ile çakışmamalarını sağlamaktan da sorumludur.

2005 yılı itibari ile, en yaygın olarak kullanılan işletim sistemleri iki ana grupta toplanabilir: Microsoft Windows grubu ve UNIX benzeri işletim sistemlerini içeren grup (bu grup içinde pek çok Unix versiyonu, Linux ve Mac OS sayılabilir).

UNIX, akademik çevrelerde ve sunucu olarak kullanılmaktayken, Windows ise evde ve ofislerde masaüstünde tercih edilmektedir. Masaüstü bilgisayarlarında Windows, diğer işletim sistemlerinden çok daha yaygın olarak kullanılmaktadır ve çeşitli araştırmalar Windows’un masaüstünde pazar payının %90 ile %98 arasında olduğunu göstermektedir. Linux sunucularda yaygın olarak kullanılmaktayken, evlere ve ofis masaüstlerine de yavaş yavaş girmektedir. UNIX’in ana kısımlarından yararlanan Mac OS ve onun öncülleri ise daha çok masaüstü yayıncılıkta kullanılmaktadır.

Anabilgisayarlar ve gömülü sistemler ise çoğu Windows ve UNIX’le doğrudan bağlantısı olmayan pek çok değişik işletim sistemi kullanmaktadır.

 

Nis
29th

Samba : Linux, Windows ve Apple ile dosya paylaşımı

Bir ağınız olduğunu varsayarak bu yazıma başlıyorum. Linux kurdunuz ve diğer makineleriniz üzerindeki veya diğer makinelerinizden linux makineniz üzerindeki dosyalara nasıl ulaşabileceğinizi bilmiyorsunuz? İşte çözüm : Samba (SMB)

Önce kurduğunuz linux üzerinde samba sunucusu olup olmadığını kontrol edelim. Bunu anlayabilmek için shell üzerinde :
# rpm -q samba
Eger kurulmuş ise bu şekilde bir cevap gönderecektir..
samba-2.2.3a
Eğer değil ise ..
‘ Package Samba is not installed ‘ hata mesajını gönderecektir.

Samba kurulumunu denetlemek için başka bir yöntem daha…
root@wishmaster:~> ps x | grep smbd
27238 pts/0 D 0:00 grep smbd
root@wishmaster:~>ps x | grep nmbd
27240 pts/0 S 0:00 grep nmbd

Sambanın çalışma mantığında iki tane servis olarak çalışmaktadır.
Linuxda servis yönetimi yapan inetd bilgisayarınız başladığında çalışır ve istemci tarafından gelen istekleri beklemek üzere
uyku moduna gecer.
* smbd sistem üzerindeki paylaşılan kaynakların kullanıcı ve sunucu arasında kuralları belirlemekle görevlidir. (PDC görevi)
* nmbd ise linux üzerinde networkunuzde çalışan diğer bilgisayarların adlarını kaydetmekle görevlidir. (WINS gorevi)
Eğer bu komutu girdiğinizde karşınıza yukarıdaki veriler çıkıyorsa linux makineniz üzerinde samba server aktif ve çalışıyor demektir. Eger bu komutu girdiğinizde yukarıdaki servisler çalışmıyorsa samba sunucusunu kurmamız gerekmektedir.
Önce Samba`nın son sürümünü çekelim.
root@wishmaster~>wget http://us4.samba.org/samba/ftp/samba-latest.tar.gz
Wget ile Samba`nın son sürümünü çekmeye başlıyoruz ve Wget işlemini bitirdiğinde dosyayı çektiğiniz yerde yeni bir klasör oluşturun.
root@wishmaster~>mkdir samba
root@wishmaster~>mv samba-latest.tar.gz samba/
root@wishmaster~>cd samba
Simdi Sambadan çektiğimiz dosyayı güvenli olması için yeni bir klasöre koyup o klasör üzerinde işlem yapacağız.
root@wishmaster~/samba/samba-2.2.3a/>tar zxvf samba-latest.tar.gz
root@wishmaster~/samba/samba-2.2.3a/>cd source
root@wishmaster~/samba/samba-2.2.3a/source>./configure -with-smbmount
./configure komutu ile sistem üzerinde samba`nın calisabilmesi ve kendini derleyebilmesi sisteminiz üzerinde bir tarama yapacaktır. Bu işlem biraz uzun sürebilir.
root@wishmaster~/samba/samba-2.2.3a/source>make
Not : make install komutunu girmeden önce sisteminiz üzerinde root kullanıcı adı ile girdiğinize emin olun. Çünkü make install yapıldığı an samba /usr/local/samba olarak bir klasör oluşturmak isteyecek fakat siz root olarak giriş yapmadığınızdan bunu gerçekleştiremeyecektir.
root@wishmaster~/samba/samba-2.2.3a/source>make install
Bu şekilde servisler makinenize başarılı bir şekilde kurulmuş olacaktır.
Samba servislerini linux açıldığında başlaması için birkaç dosyayı değiştirmemiz gerekecektir. Bunu yapabilmek için linuxda bulunan inetd servisinden yararlanacağız.

* Asagidaki iki satırı /etc/services dosyasına yerleştirmeniz gerekmektedir…
netbios-ns 137/tcp # NETBIOS Name Service
netbios-ns 137/udp
netbios-dgm 138/tcp # NETBIOS Datagram Service
netbios-dgm 138/udp
netbios-ssn 139/tcp # NETBIOS session service
netbios-ssn 139/udp
swat 901 /tcp # Swat Web Configurator

* Ve /etc/inetd.conf içine yerleştirmeniz gereken satırlar ise:
netbios-ssn stream tcp nowait root /usr/local/Samba/bin/smbd smbd
netbios-ns stream udp wait root /usr/local/Samba/bin/nmbd nmbd
swat stream tcp nowait.400 root /usr/sbin/swat swat

* Eğer bunu bir script ile yapmak istiyorsanız…
if [-x /usr/local/Samba/bin/smbd]; then
echo ‘Starting Smbd …’
/usr/local/Samba/bin/smbd -D
echo ‘Starting Nmbd …’
/usr/local/Samba/bin/nmbd -D
fi

* Samba`yı başka bir şekilde her açılışta başlatabilmek içinse:
setup yazın ve System services kısmında SMB işaretleyin ve bilgisayarınızı başlatın.
Böylece linux açıldığında samba ile gerekli servisler otomatik olarak açılacaktır.

Şimdi yapmamız gereken Samba`nın konfigürasyonu..
konfigürasyonu yapabilmeniz için birkaç yol mümkündür.
1) smb.conf modifiye ederek konfigüre etmek.
2) Ksamba (Grafik konfigürasyon yardımcısı)
3) Webmin üzerinden (Linuxun Web üzerinden konfigürasyon yardımcısı)
4) Swat üzerinden (samba`nın Web konfigürasyon yardımcısı)

Daha çok bilgi için http://www.webmin.com ve http://us4.samba.org/samba/GUI/ adresine göz atabilirsiniz.

Samba`yı smb.conf dosyası ile konfigüre edelim. smb.conf 3 tane bölümden oluşmaktadır.
Bunlar [global] , [homes] ve [printers] .
[global] kısmını yapılandırmaya başlayalım.
* Workgroup = Çalışma_Grubu (Buraya linux bilgisayarin hangi ağda çalışacağını belirleyecektir.)
* Server String = Bilgisayar_adı (Çalışma grubunun üzerinde Samba sunucusunun hangi isimle gözükeceği belirlenecektir. )
ve
* netbios name = Bilgisayar_adı
* host allow = 10. (Ağ üzerinde samba sunucusuna erişmek için izin verilecek Ip bloku girilmelidir)
* host deny = (Ağ üzerinde samba sunucusuna erişmek için izin verilmeyen ip bloku girilmelidir)
* guest account = guest (Misafir kullanıcısı için belirtilir)
* log file = /var/log/samba/log.%u (kullanıcı adına gore log tutacaktır)
* Security : Samba üzerindeki istemci tarafı için oluşturulan şifre ve kullanıcı adı doğrulamasının nasıl gerçekleşeceğini belirleyen kısımdır.
Bu kısım Samba üzerinde 4 bölümden oluşmaktadır. domain,user,server,share
* Security -> Domain
Bu seçenekte kullanıcı adı ve şifresi başka bir NT PDC veya SAMBA PDC tarafından doğrulanır.
* Security -> User
Bu seçenekte kullanıcı adı ve şifresi /etc/smbpasswd dosyası tarafından sağlanır.
* Security -> Server
Bu seçenekte kullanıcı adı ve şifresi başka bir NT PDC veya SAMBA PDC tarafından doğrulanır.
* Security -> Share
Bu seçenekte makine üzerindeki her paylaşım için şifre sorulur.
> encrypt passwords = Bu opsiyon şifrelerin şifrelenerek gönderilmesini sağlar ve
duz metin (plain text) olarak gönderilmesini onler.
Buraya yes denilmelidir.
> smb passwd file = kullanıcı adı ve şifrelerin hangi dosya üzerinde tutulacağı belirlenir.
/etc/smpasswd olarak belirtebilirsiniz.
Eger Sambada kullanıcı ve şifre ile onaylamak istiyorsanız security = user olmalıdır.
security=user
smb passwd file = /etc/smpasswd

Samba üzerinde kullanıcı ekleme iki şekilde yapilabilir.
> Smbadduser kullanılarak kullanıcı eklenir ve şifresi smbpasswd ile belirtilir.
root@wishmaster~>smbadduser wishmaster:wishmaster
root@wishmaster~>smbpasswd wishmaster
> Eger linux bilgisayarınız üzerinde kullanıcılarınız varsa bunu otomatik olarak samba`nın kendi konfigürasyon
dosyasına ekler.
root@wishmaster~>smbpasswd -a wishmaster
* socket options = TCP_NODELAY
samba`nın hangi socket seçeneğini kullanacagi belirlenir.
* local masters = yes
Local Masters seçeneği samba sunucunun yerel ağda yetkili sunucu olup olmadığını belirler.
* domain master = yes
Domain Masters seçeneği samba sunucunun tüm diğer sunucular için yetkili olup olmayacağını belirler.
* domain logons = yes
Domain Logons seçeneği samba sunucunun Windows kullanıcıları için yetkili sunucu olup olmayacağını belirler.
* Wins support = no
Wins support seçeneği samba sunucunun WINS olarak çalışıp çalışmayacağını belirler.
* case sensitive = yes
Case Sensitive seçeneği samba sunucunun kullanıcı adı ve şifrelerinde büyük harf/küçük harf eşlemesi yapıp yapmayacağını
belirler.
Burada [global] konfigürasyon kısmını bitirmiş oluyoruz.

[homes] kısmını yapılandırmaya başlayalım.
* comment = Home Directories
Comment ile paylaşılan kaynağın adını ve bilgi belirleyebilirsiniz.
* browseable = no
paylaşıma izin verilen kişiler dışından görülüp görülmeyeceğini ayarlayabilirsiniz.
* writable = yes
paylaşılan dosyalarda gerekli izine sahip olan kişiler için yazma hakkı verir.
* guest = ok
Misafir kullanıcıya izin verip vermemek için kullanılır.
* public = yes
paylaşılan dosyanın herkes tarafından kullanıma açılıp açılmayacağı belirlenir.
* admin users = wishmaster root
Admin Users bölümünde paylaşım verilen klasörde belirtilen kullanıcılar tum haklara sahiptir.
* valid users = wishmaster test
Valid Users bölümünde paylaşım verilen klasöre erişim hakkı olan kullanıcılar belirlenir.
* invalid users = cadium
Invalid users bölümünde paylaşım verilen klasöre erişim hakkı olmayan kullanıcılar belirlenir.
* write list = wishmaster
Paylaştırılmış dosya üzerinde belirtilmiş kullanıcılara yazma hakkı verilmesini sağlar.
* read list = wishmaster
Paylaştırılmış dosya üzerinde belirtilmiş kullanıcılara okuma hakkı verilmesini sağlar.
* max connection = 40
Paylaştırılmış dosya üzerine bir anda bağlanacak kullanıcı sayısı belirlenebilir.
* create mode = 0750
kullanıcı yeni bir dosya yarattığında o dosyanın hangi modda olacağı belirlenir.
[Profiles]
comment =User Profiles
path = /home/profiles
browseable = no
guest ok = yes
[Printers] yapılandırılması:
comment = All Printers
path = /tmp/
browseable = no
writable = no
printable = yes
guest ok = no

Örnek konfigürasyon :
[global]
netbios name = wishmaster
workgroup = Workgroup
security = user
domain logons = yes
encrypt passwords = yes
os level = 65
domain master = yes
preferred master = yes
local master = yes
wins support = yes
logon script = login.bat
logon path = \wishmasterprofile\%U
[homes]
browseable = no
writable = yes
comment = Home Mount for User
[netlogon]
path = /home/samba/netlogon
writable = no
guest ok = no
comment = Netlogon
[profile]
path = /home/samba/profile
writeable = yes

#Public Share
[public]
path = /usr/public
browseable = yes
public = yes
comment = Public Shae
[Printers ]
comment = All Printers
path = /tmp/
browseable = no
guest ok = no
writable = no
printable = yes

Eger Samba`yı daha kolay bir şekilde yapılandırmak istiyorsanız Webmin ve SWAT eklentileri size yardımcı olacaktır.
Samba (www.samba.org)
Webmin (www.webmin.com)

Tüm sorularınız için mail ile ulaşabilirsiniz.
wishmaster at olympos.org


Nis
27th

Wi-Fi Nedir?

Wireless fidelity kelimelerinin ilk iki harfinin kullanılarak ortaya çıkartılmış bir kısaltmadır. wi-fi. Basitçe kablosuz network demektir.

Nis
27th

Linux Güvenlik Makalesi

Bir işletimi sisteminin güvenliği ona belli başlı koruyucu programları kurup öylece bırakmak değildir. Güvenlik aslında bitmeyen bir süreçtir;bunun anlamı her gün yeni açıklar bulunup onlarla ilgili exploitler ve buna benzer programlar geliştiriliyor ve işte bizim de sistem kaynaklarımızı korumamız açısından bu süreci sürekli canlı tutma gibi bir görevimiz vardır. Genel itibariyle yeni kurulan bir Linux sistemi aslında çok da güvensiz sayılmaz bu Linux’un kendi sistem işleyişinden gelen bir özelliğidir. Fakat elimizde ne kadar güçlü bir silahımız da olsa onu kullanmayı bilmedikten sonra onun pek de büyük bir değeri kalmaz. Bu açıdan bakıldığında Linux birkaç önemli adımla ayarlandığında çok da güvenli bir hale getirilebilir. Fakat yine belirtmek gerekirse günümüzde %100 güvenli bir sistem bulunmamaktadır;bunun mümkün olması demek İnternet veya ağ bağlantısına sahip olmaması demektir. O zaman bile yine bu sistem için %100 güvenlidir diyemeyiz. İşte bu belgede genel itibariyle bu yüzdeyi yüksek tutmanın yolları üzerinde durulacaktır. Bu belgenin incelenmesi sırasında genel olarak rpm tabanlı Fedora türevi işletim sistemleri üzerinde durulmuştur.

Bir sistemin güvenlik açısından işleyişini incelemek gerekirse;aşağıdaki akış diyagramı bu konuda oldukça açıklayıcı olabilir. Aşağıdaki şekilde de görüldüğü üzere sistem güvenliğinde temiz bir tane ile başlayıp bunu bir süreç haline getirmek gerekir. Çoğu sistem yöneticisi bunun aksini iddia etmez fakat periyodik olarak uygulama kısmını çoğu kimse yapmaz. Çoğu kazaların meydana gelme nedenleri de umursamazlık ve düzenli olarak kontrollerin yapılmamasından ileri gelmektedir.

Aşağıdaki şekilde de görüldüğü üzere sistem güvenliğinde temiz bir tane ile başlayıp bunu bir süreç haline getirmek gerekir. Çoğu sistem yöneticisi bunun aksini iddia etmez fakat periyodik olarak uygulama kısmını çoğu kimse yapmaz. Çoğu kazaların meydana gelme nedenleri de umursamazlık ve düzenli olarak kontrollerin yapılmamasından ileri gelmektedir.

Güvenlik Araçları

İşletim sistemimizi kurduğumuzda güvenlikle alakalı olarak bazı yazılımlara sahiptir fakat bunlar ileri seviyede bizi bazen korumaya yetmeyebilir. Bu kısımda yeni kurulan bir Linux işletim sistemi için gerekli başlıca temel programlar ve işlevleri tanıtılacaktır. Burada açıklanan araçların çoğu açık yazılım projesi olup ücretsiz olarak sitelerinden elde edilebilirler.

  • Tripwire

Temiz bir sisteme kurulması gereken programların en başında makinemizde sonradan yapılacak değişiklikleri kontrol edecek olanlardır. Bu tip programlar Linux’umuzu daha dış dünyaya bağlanmadan onun bir resmini çeker ve veritabanına bunları ekler. Burada resimden kasıt önemli dosyaların (örnek olarak /bin/su /bin/ls çalıştırılabilir betiklerin )md5 değerlerini alır,çünkü bunlar genelde trojan tarzı programlarla enfekte edilip farklı amaçlarda kullanılanlardır. Burada sözünü ettiğimiz bu tip programların en ünlü örneği tripwiredir. Bu programı kurarken dikkat etmemiz gereken noktalar:

Sistemimizin resmini aldıktan sonra onun veritabanını ve yapılandırma dosyalarını sabit diskimizde tutmamamız son derece önemlidir.ünkü saldırıya uğramış bir sistemde alarm verdiği kısımlar kapatılabilir veya veritabanlarına zarar verilebilir,bu yüzden programın cdrom’dan çalıştırılıyor olması ve veritabanının disket veya ssh üzerinden güvenilir bir başka makinede olmasında fayda vardır.

Kısa ve genel kullanımı

Sisteme ilk kurulduğunda ilk önce sistemimiz için gerekli olan anahtarları oluşturmamız gerekir. Bir tanesi yerel(local) ve diğeri de genel olan (site) güvenlik açısında oluşturulmalıdır.

Tripwire yazılımı için gerekli olan yapılandırma dosyaları /etc/tripwire/ dizini altında twcg ve twpoldur. İlk kurulum yapılıp yani tarama yapılmadan önce her ikisi de metin kipindedir ve tarama yapıldıktan sonra da ikilik düzene geçerler. twcg yapılandırma dosyasında veritabanının nerde bulunduğu,çalıştırılabilir dosyaların yerleri gibi bilgiler bulunur.

twpol altında ise dosya sistemimizdeki hangi dosyaların kontrol edileceği yer almaktadır. Buradaki dosyalarda bazıları bizim sistemimizde bulunmayabilir o yüzden onları kontrol ettirip bazılarının başına # koyarak kaldırmalıyız. Bunun nedeni tarama yaptığımız zaman tripwire bu dosyaları bulamayacaktır ve bu yüzden de bunu bir tehdit olarak bize bildirecektir.

İlk tarama yapıldıktan sonra metin kipindeki yapılandırma dosyalarının salt okunur kipte alınmaları önemlidir.
 

Nis
27th

DDos Blocklama…!

Merhaba, Linux kullanıcıları için d dos saldırılarına karşı bireysel olarak korunma yöntemi ,

wget http://www.inetbase.com/scripts/ddos/install.sh
chmod 0755 install.sh
./install.sh

Bu işlemi yaptıktan sonra /usr/local/ddos/ddos.conf (”ddos.conf”) dosyayı bilgisayarınıza indirin ve kendinize göre düzenleyin.

NO_OF_CONNECTIONS=100

100 bağlantıdan sonra saldırganı banlar.İsteğinize göre değiştirebilirsiniz.
EMAIL_TO=”mail adresiniz”

Mail adresinize fazla bağlantı açanları an ve an size mail olarak ulaştırır.
BAN_PERIOD=30
30 Saniyede bir fazla bağlantı açanları banlar.İsteğinize göre değiştirebilirsiniz.

ignore.ip.list ve /sbin/iptables`a chmod 777 verin.

Nis
27th

FreeBSD? Nedir Açıklama !!!

FreeBSD Nedir?
Genelde, FreeBSD 4.4BSD-Lite tabanlı “sanatsal” bir işletim sistemidir. Intel (X86) mimarisine sahip bilgisayarlarda çalışabildiği gibi DEC Alpha platformunda da çalışır.FreeBSD internette büyük ve kapsamlı sitelerde kullanılır.

Yahoo!

Hotmail

Apache

Be, Inc.

Blue Mountain Arts

Pair Networks

Whistle Communications

BSDi

ve pek çoğu

FreeBSD neler yapabilir?
FreeBSD pek çok belirleyici özelliğe sahiptir. İşte bazıları:

“Preemptive multitasking” özelliği ile ağır işlerde bile dinamik öncelik ayarlaması ile uygulamalar ve kullanıcılar arasında eşit ve adil bir paylaşım sağlayabilirsiniz.

Çok Kullanıcı desteği pek çok kişi aynı anda FreeBSD sistemine ulaşıp eş zamanlı olarak pek çok şey yapabilir. Bu şu anlama gelir, örneğin , sisteminiz yazıcı ve teyp sürücülere sahip olabilir ve bunları network üzerinden tüm kullanıcılara paylaştırabilir ve kullanıcılara kişi, grup bazında sınırlama koyabilirsiniz. Sistem kaynaklarını aşırı yüklenmeye karşı korumuş olursunuz.

Kuvvetli TCP/IP desteği ile endüstri standardı olan SLIP, PPP, NFS, DHCP, and NIS desteği. Bu sisteminizi kolaylıkla bir dosya sunucusu olarak yapılandırmanızı, e-mail servisi vermenizi ve şirketinizin web sayfasını yayınlamanızı, FTP, routing and firewall (güvenlik) servislerinden faydalanmanızı sağlamak anlamına gelir.

Hafıza Koruması Uygulamalar (veya kullanıcılar) diğerinin hafıza bölgesine ulaşamazlar. Bir uygulama çöktüğünde diğerleri bundan etkilenmezler.

FreeBSD 32-bit işletim sistemidir (Alpha’larda64-bit) bu şekilde tasarlanmış ve üretilmiştir..

Artık bir standart olan X Window Sistem (X11R6) kullanıcılara basit VGA kartlarla ve monitörlerle bile rahat bir Grafik Arabirimi (GUI) sağlar.Ve tüm koduyla birlikte gelir.

Linux, SCO, SVR4, BSDI ve NetBSD işletim sistemlerinin binary leri çalıştırılabilir

FreeBSD ” ports and packages” içinde binlerce çalışır durumda uygulama gelir. Neden Internet’te bunları aramakla vakit kaybedesiniz ki?

Internetten kolayca ulaşılabilen port edilmiş binlerce uygulama. FreeBSD kaynak kodu popüler tüm UNIX sistemleriyle uyumludur. Pek çok uygulama ihtiyaç duyulursa ufak tefek değişikliklerle FreeBSD ye aktarılabilir.

Sanal hafıza ve “merged VM/buffer cache” dizaynı ile kullanıcılarınızın ve uygulamalarınızın yoğun hafıza isteklerine rahalıkla karşılık verir.
Intel tabanlı sistemlerde çoklu işlemci (SMP) desteği.

C, C++, Fortran, and Perl geliştirme araçlarının tamamı. Yine portlar sayesinde araştırma ve geliştirme aşamasındaki pek çok ek programlama diline ulaşabilirsiniz.

Tüm sistemlerde Kaynak kodu bulunmaktadır. Bu sayede sisteminize maksimum derecede hakim olabilirsiniz.. Tamamen “Open System” e sahipken neden ticari çözüm sağlayan firmaların insafına ihtiyaç duyasınız ki?

Kapsamlı on-line dokümantasyon.

Ve daha fazlası!

FreeBSD California at Berkeley Üniversitesinin Computer Systems Research Group (CSRG) ‘unun geliştirdiği 4.4BSD-Lite tabanlıdır, BSD sistem geliştiricilerinin seçkin bir ürünü olma özelliğini taşır. CSRG tarafından ortaya konan değerli çalışmanın yanında, FreeBSD geliştiricileride işletim sistemini gerçek zamanlı işlerde maksimun performansla ve güvenirlikte çalışması sağlamak için binlerce saatini harcamışlardır. Ticari bilişim devlerinin PC işletim sistemlerine güvenilirlilik performans gibi özellikleri sağlamağa çalıştıkları günümüzde, FreeBSD zaten bunları sağlamaktadır.

FreeBSD üzerine kurabileciğiniz yazılımlar sadece hayal gücünüzle sınırlıdır. Yazım geliştirmeden fabrika otomosyonuna kadar ticari bir UNIX le yapabiliyorsanız, FreeBSD dede yapabilme şansınız çok fazladır. Gözde araştırma merkezlerinde bilim adamları tarafından geliştirilen yüksek kaliteli programlar nerdeyse masrafsız elde edilebilir. Bunun yanında sayılari günden güne artan ticari yazılımlarda bulunmaktadır.

Çünkü FreeBSD’nin kaynak kodu genel olarak ulaşılabilirdir, sisteminizi uygulamalarınız veya projeleriniz doğrultusunda istediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz, ve bu yol genelde büyük ticari firmaların izlediği bir yoldur. Aşağıda kişilerin FreeBSD’yi ne amaçlarda kullandıklarına dair birkaç örnek bulacaksınız::

Internet Servisleri: Kaya gibi sağlam TCP/IP yapısı sayesinde FreeBSD genel isternet servislerinin vazgeçilmez sistemidir. Aşağıdaki servisleri başarıyla verir:

FTP sunucusu

World Wide Web Sunucusu (standard veya [SSL])

Firewalls and NAT (“IP masquerading”) Gateways.

Electronic Mail Sunucusu

USENET News or Bulletin Board Systems

Ve daha fazlası…

Ucuz ve küçük bir 386 sınıfı bir PC ile başlayıp 4 işlemcili RAID kartlı Xeon’a kadar büyütebilirsiniz.

Eğitim: Bilgisayar Bilimleri öğrencisi misiniz veya mühendislik alanıyla mı ilgilisiniz? İşletim sistemlerini öğrenmek için bundan daha iyi bir yol olamaz. FreeBSD geliştiricilerinin tecrübesi ile bilgisayar mimarisini ve ağ uygulamaları elinizde. Serbestçe ulaşabileceğiniz çok kullanışlı CAD, matematiksel ve grafik dizayn paketleri ile ilgi duyduğunuz diğer işlerinizi de yapabilirsiniz!

Araştırma: FreeBSD’nin tüm koduna ulaşabilirsiniz. Bu özelliğiyle FreeBSD işletim sistemi araştırmaları ve diğer bilgisayar branşları için mükemmel bir platformdur. FreeBSD ile özel lisans sınırı olmaksızın, sınırsız bir serbestlikte çalışabilirsiniz. Hatta tartışma grupları kurabilir fikirlerinizi paylaşabilir, tartışabilirsiniz..

Networking: Yeni bir router’a mi ihtiyacınız var? yada bir isim sunucuna (DNS)? Yerel ağınızı dışarıdan gelecek saldırılardan koruyacak bir firewall’a? FreeBSD bir köşede duran, kulanılmayan 386 veya 486′nızı kolaylıkla gelişkin bir router veya paket filtreleme yapabilen bir firewall’a dönüştürebilir.

X Window İş İstasyonu: Pek çok ticari sistemin içinde gelen X Window sistemi FreeBSD ile de gelir. Ama FreeBSD pahalı olmayan çok isabetli bir çözümdür. Bir X terminalden farklı olarak, eğer merkez sunucunuza fazla yüklenmek istemezseniz FreeBSD pek çok uygulamayı yerel olarak çalıştırmayı destekler. FreeBSD disksiz olarak boot edip, çalışabilir. Bu sayede kişisel iş istasyonunuzu çok ucuza mal edebilirsiniz. Ve yönetimi çok kolay olur.

Yazılım Geliştirme: Temel FreeBSD sistemi meşhur GNU C/C++ derleyicisi ve debuggeri ve diğer geliştirme araçları ile dolu olarak gelir.

Nis
27th

Unix İşletim Sistemi Tarihi

UNIX işletim sisteminin tarihi altmışlı yıllara dayanır.Bu yıllarda programlama dilleri ve
işletim sistemi geliştirmeye yönelik çalışmalar UNIX’e taban oluşturmuştur.O yıllarada PL/I
APL , SIMULA 67 ,ALGOL 68 ve COBOL programlama dilleri ve orta , büyük bilgisayarlar için
işletim sistemleri geliştirilmiştir.CTSS (Crisman , 1965), Multics(Feirtay,1969) ve Avrupa da
geliştirilen Cambridge Multiple Access System (Hartley,1968) gibiişletim sistemleri UNIX
işletim sistemine katkıda bulumuştur.

UNIX in hikayesi 1968 yılında Ken Thompson ile başlar. Ken Thompson,Berkeley’den
sonra Bell Laboratories ‘de çalışmaya başlar.Thompson , işletim sisteminden çok bir kütük
sistemi geliştirmeyi ister ve GECOS sisteminin ilk uyarlamasını tasarlar.Thompson ve Ritchie
GECOS üzerinde özel bir program geliştirmişlerdir.Bu program çok-kullanıcılı bir
sistemin,UNIX in temelini oluşturmuştur.Ve UNIX adı da 1970 yılında Brian Kernighan
tarafından konulmuştur.

UNIX işletim sistemi tasarlandığında Bell Labaratuvarının bir bilgisayarı yoktu.Şirkete
PDB-11 alınmasıyla UNIX ilk defa kullanılmaya başlandı.Bu ilk uyarlamanın ardından 1972
yılında ikinci uyarlama UNIX hazırlandı.Bu iki uyarlama UNIX işletim sistemi de assembly
dilinde yazılmıştı.Bu arada C dilinin de geliştirilmesiyle UNIX işletim sistemi bu yeni ve etkin
dil olan C programlama dili ile yeniden yazıldı.

Thompson işlem yönetimini , Ritchie ‘de giriş/çıkış sistemi yazdı.
1975 yılında altıncı uyarlama UNIX işletim sisteminin hazırlanmasının ardından UNIX
normal olarak piyasaya sürüldü.Çalışmalar sürdürüldü ve 1979 yılında yedinci uyarlama UNIX
işletim sistemi UNIX sistem(UNIX System) ve UNIX sitem V (UNIX System V) olarak
kullanılmaya başlandı.

Taşınabilir,diğer büyük sistemlere göre daha yetenekli olan UNIX işletim
sistemi,bugün üniversitelerde , kamu ve özel kurumlarda , işletmelerde ve sanayi sektöründe
yaygın olarak kullanılmaktadır.

Nis
27th

Linux’ta Virüsler Neden Tehdit Değildir

Bilgisayar virüsü kavramını eminim hepimiz bir şekilde duymuşuzdur. Windows kullanıcıları kimi zaman geri döndürülemeyecek şekilde verilerini, emeklerini ve asla geri gelmeyecek zamanlarını bilgisayar virüsleri nedeniyle kaybederler. Elden ele dolaşan disketler zamanımızda yerini internetin geniş bant trafiğine bırakmışlardır. Böylece bir solucan kıtalar arası yolculuğunu birkaç saniyede yapabilmektedir. Kimi zaman güvenli olduğunu sandığınız bir makinanın başka birileri tarafından kontrol edildiğine de şahit olmuş olabilirsiniz.

Bir windows kullanıcısının başına gelmiş veya gelme ihtimali yüksek bu olayları önce açıklayıp daha sonra işleyiş mekanizmalarına göz atalım. Daha sonra da işlerin Linux altında nasıl halledildiğini ve Linux’un neden virüsler için bir yaşam alanı olmadığını öğrenelim.

Bilgisayar Virüsleri : Bir bilgisayar virüsü aslında işletim sisteminiz altında çalışan herhangi bir uygulamadan çok farklı değildir. Temelde bir yazılımdır ve bir programcı tarafından yazılmışlardır. Bir yazılım için geçerli tüm kurallar bunlar için de geçerlidir. ( Bellek, işlemci ve disk kullanımı gibi) Ayrıca windows için yazılmış bir virüs sadece windows altında etkili olur, Linux altında çalışmaları mümkün değildir. (Tersi de doğrudur.) Virüslerin ortak bir özelliği vardır: Çoğalmak. Virüs kendi kendini erişebildiği bazı dosyalara bulaştırarak çoğaltır. Her virüslü dosya çalıştırıldığında virüs yazılımı aktif olur ve programcı tarafından daha önceden programlanmış işleri yapmaya başlar. Başka dosyalara bulaşır, bazı dosyalara zarar verebilir, bazı ayarları değiştirebilir. Tüm bu işlemleri kısa sürede tamamlar ve üzerine bulaştığı programın çalışmasını başlatabilir, bir hata mesajı verebilir yada hiçbir işlem yapmaz. Bundan sonra bellekte kalıcı olarak yerleşebilir. Virüs bir exe uzantılı çalıştırılabilir dosyanın genelde sonuna kendi kodunu yazar ve baş bölümdeki başlangıç kodunun bir kısmını kendi bölümünü gösterecek şekilde değiştirir. Böylece dosya çalıştırılmadan önce virüsün kodu çalışacak ve sonlandıktan sonra gerçek uygulama ekrana gelecektir. Bu yöntem ile bazen orjinal dosya ciddi zarar görebilmektedir. Virüslerin çoğalma işlemi onlar için hayatidir. Bu işlem dışında yapılması düşünülen zararlı işler tamamen programcının tekelindedir. İstenirse bios yakılabilir, dosyalar silinebilir…

Peki bir bilgisayar virüsünden nasıl korunabiliriz? Bunun tek bir bilinen kolay yolu yoktur. Her bilgisayar virüsü programlayanın zekası ile birleşince herbiri bambaşka yazılımlar olurlar. Herbirinin bulaşma yöntemi ve yaptıkları işlemler farklıdır. En etkili yöntem herhalde dışarıya karşı izole edilmiş bir pc sahibi olmak ve hiçbir şekilde dosya alışverişi yapmamaktır. Aksi durumda bir antivirüs yazılımına sahip olmanız gerekecek. Bir antivirüs yazılımı o virüse özel bazı kodları bünyesinde bulunduran bir programdır. Bu kodları sizin taranmasını istediğiniz tüm dosyalarda arar ve bulduğunda temizleme işlemini başlatır. Aynı zamanda işletim sistemi ile entegre olarak dosyalar belleğe yüklenmeden yada çalıştırılmadan önce onları tarayabilir. Tabii ki bu işlemler beraberinde kısmen bir yavaşlamayı da getirecektir. Günümüzde bilgisayar virüsleri sadece exe dosyalar ile bulaşmazlar. Bir windows batch script, mirc script, visual basic script uygulaması yada microsoft office makro tanımlamaları olabilir. Hatta bu script uygulamacıkları normalde çalışmamaları gereken durumlarda programların ve kullanıcıların bazı açıklarından yararlanabilirler. Örneğin windows ilk ayarlar ile dosya uzantısını gizler. Bu durumda resim.jpg.exe dosyası resim.jpg şeklinde görüneceğinden ve simgesi de resim dosyası gibi düzenlendiğinde çalıştırılması çok kolay bir hal alır. Microsoft, windows için geliştirdiği birçok yöntemde olası güvenlik problemlerini genelde görmezden gelmiştir. ActiveX internet explorer ile Windows Update işlemi yapılarak işletim sisteminin güncellenmesine yardımcı olur. Diğer yandan ise uyarı mesajlarını okumadan evet diyen kullanıcıların bilgisayarlarına sızmak için en kolay yoldur! Bir başka sık kullanılan yöntem ise microsoft outlook altından elektronik posta ekinde bulunan zararlı yazılımların çalıştırılması sonucu bulaşmadır.

Solucanlar : Bu yazılımlar yerel ağda yada internet üzerinde bilgisayardan diğer bir bilgisayara bulaşırlar. Genelde virüsler kadar zararlı değildirler. Daha çok bulaştıkları makinaları hizmet dışı bırakmak yada sunucuların trafiklerini artırmak gibi sonuçları olur. Bu tür yazılımların ortaya çıkmaları için işletim sistemi altında yada bir internet servisinde ciddi bir açığın bulunması gereklidir. Çok sık rastlanmazlar.

Truva Atları : Bu tür yazılımlar genelde bilgisayarları uzaktan yönetmek amacıyla kullanılırlar. Genelde bir sistem yöneticisi birçok makinayı yerinden kalkmadan yönetmek için bunları kullanır. Bazıları ise sizin haberiniz olmadan makinanıza yüklenmiş olabilir. Bu durumda güvenliğiniz tehdit altında olacaktır. Kişisel dosyalarınız çalınabilir, uzaktan makinanız kapatılabilir… Şu anda birçoğu casusluk amaçlı kullanıldıklarından antivirüs yazılımları tarafından yakalanmaktalar.

 Asıl problem, virüsler neden bu kadar çoklar, hızlılar, windows bunlara neden engel olamıyor ve linux altında neden çoğalamıyorlar?

Windows 9x serisi (95,98,ME) ve önceki işletim sistemleri tek kullanıcılı işletim sistemleridir. Farklı kullanıcılar için farklı haklar tanımlanamadığı için bilgisayarı kullanan herhangi bir kişi virüslü dosyayı çalıştırdığında virüs hiçbir engel olmadan işlerini yapabilmektedir. Bu işler herşey olabilir. Kişisel dosyalara zarar vermekten işletim sisteminin açılış dosyalarına ve sistem dosyalarına bulaşabilir. Böyle bir durumda virüsler artık bir çift tıklama işlemine ihtiyaç olmadan bilgisayar yeniden başlatıldığında işletim sistemi ile birlikte aktif olabilmektedirler. Burada virüsün başka dosyalara bulaşmasının önünde bir engelin olmaması cok kolay yayılmalarına neden olmaktadır. Windows NT serisi işletim sistemleri ise çok kullanıcılı işletim sistemleridir (Windows NT 4.0, Windows 2000 ve Windows XP) Bu işletim sistemlerinde farklı kullanıcılara farklı haklar verilebilmekte ve kullanıcılar değişik noktalarda kısıtlanabilmektedir. Fakat Windows XP kurulumu sırasında genelde Administrator şifresinin ne olduğu kullanıcılar tarafından tam olarak bilinmediğinden boş geçilmektedir. Daha önemli olan konu windows altında program kurmak, kaldırmak, sürücü yüklemek gibi işler için Administrator kullanıcı haklarına ihtiyaç olduğu için Windows XP kurulumu sonrasında oluşturulan kullanıcı hesapları hem şifreleri boş hem de tam yetkili Administrators grubunun bir üyesi olarak oluşturulurlar. Bu durumda hem boş şifreler hem de kullanıcını tam yetkili olması Windows XP işletim sistemini güvenlik açısından Windows 98 haline getirmektedir. Saydığım ihtiyaçlar nedeniyle kullanıcı için kısıtlı bir hesap oluşturulmamaktadır. Aksi durumda bu ihtiyaçlar için oturumu kapatıp Administrator hesabı ile oturum açmak gerekecektir. Bu durumda Windows XP ile bu yayılmaya bir çözüm bulunanamaktadır. Ayrıca virüsler windows işletim sistemindeki çeşitli uygulamalardaki ciddi açıkları da kullanmaktadır. Bu tamamen Microsoft’un faydalı olacağını umarak uygulamalar ile bütünleştirdiği değişik desteklerin diğer zararlı yazılımlar tarafından da tüm nimetleriyle kullanması sonucu ortaya çıkmaktadır.

Peki Linux altında işler nasıl işliyor? Söyle: Linux altında kullanıcı için tam yetkiye sahip olmayan normal bir hesap oluşturulur. Kullanıcı bu hakları ile kendisini ilgilendiren tüm işleri yapabilir. Sadece program kurup kaldıramaz, önemli programları çalıştıramaz ve önemli ayarları değiştiremez. Bu nedenle bir virüslü dosya bu kullanıcı tarafından çalıştırıldığında sadece kullanıcını ev dizini altındaki dosyalara zarar verebilir yada bulaşabilir. Bunu dışındaki hiçbir dizine virüs zarar veremez. Başka bir ayrıntı daha mevcuttur. Linux altında sadece patika (path) yolları altında bulunan dizinlerdeki programlar çift tıklanarak çalıştırılabilir. Kullanıcını masaüstündeki bir uygulama çift tıklanarak çalıştırılamaz. (Bir betik dosya hariç, zaten bunlar için çalıştır/görüntüle tarzı seçim ekrana gelmektedir.) Bir uygulamanın kurulması gerektiğinde yazılım yöneticisi root kullanıcı şifresini (root Linux altındaki sistem yöneticisinin hesabıdır.) sorar ve şifre doğru ise ekrana gelen pencere artık root kullanıcı haklarına sahiptir. Kullanıcı işlemlerini yapar ve programı kapatır. Yada bir konsol altından su - komutu ile root haklarına sahip olur. İşlerini yapar (yazılım kurmak, kaldırmak…) ve daha sonra çıkar. Yani sadece gerekli olduğu zaman root kullanıcı hesabı heryerden erişilebilmektedir. Bunlar dışında ise, kullanıcılar genelde dağıtımların paketlediği dosyaları kurmaktadırlar. Bunlar açık kaynak kodlu olduklarından hem açıklar denetlenebilir düzeydedir, hem de arka kapılar yada zararlı işlevler bulunmamaktadır. Kimin yazdığı belli olmayan bir uygulamanın kaynak kodlarını internetten indirip derlemek ve kurmak ve virüse maruz kalmak çok zor bir durumdur. Linux altında tam yetkiye sahip olsanız bile Linux altındaki bazı dizin yapılarını farklı bir disk bölümündeki bir alana taşıyabilir ve bu bölümü sadece okunabilir (read-only) olarak sisteme bağlar ve kullanabilirsiniz. Bu yöntem ile haklarınız ne olursa olsun o bölüme yazma yapılamaz. Bu anlattığım bazı farklılıklar nedeniyle casusu yazılımlar (spyware) da Linux altında bulunmazlar. Açık kaynak kodlu sistemlerde yamalar çok hızlı hazırlandıkları için bir açığı kullanarak zararlı bir yazılımın çoğalıp yayılması çok zordur. Çünkü yama birkaç saat sonra hazır olur.

Windows kullanıcılarının en güzel bahanesi “Windows çok kullanılıyor onun için bu kadar çok virüs yazılmakta. Bir gün Linux da yaygınlaşırsa onun için de virüsler yazılacaktır. Windows çok kullanıcıya sahip olduğu için bu kadar çok saldırıya maruz kalmaktadır.” şeklindedir. Yukarıda anlattıklarım gösteriyor ki bu böyle değildir, Linux virüslerin yayılamayacağı doğal bir savunma mekanizmasına sahiptir.

Nis
27th

Linux ve Unix Savaşı

LİNUX VE UNİX SAVAŞI

 

LINUX Nedir?

 

Linux, serbestçe dağıtılabilen, çokgörevli, çok kullanıcılı UNIX işletim sistemi türevidir. Linux, Internet üzerinde ilgili ve meraklı birçok kişi tarafından ortak olarak geliştirilmekte olan ve başta IBM-PC uyumlu kişisel bilgisayarlar olmak üzere birçok platformda çalışabilen ve herhangi bir maliyeti olmayan bir işletim sistemidir.

 

Linux, 1991 yılında Finlandiyalı bir üniversite öğrencisi tarafından geliştirilmeye başlanmıştır. Linus Torvalds, master projesi için bir işletim sistemi yazmak için kollarını sıvadığı zaman bunun en iyi şekilde yapmanın bir yolu olarak İnternet’te duyurmak olduğunu düşünüp, şu anki açık kodlu Linux işletimi sisteminin temelini atmıştır.

 

UNIX Nedir?

 

UNIX 70′li yılların ortalarında büyük bilgisayarlar üzerinde çok kullanıcılı bir işletim sistemi olarak geliştirilmiştir.

 

Zaman içerisinde yayılmış ve birçok türevi ortaya çıkmıştır. UNIX ismi UNIX Research Laboratories INC şirketinin tescilli markası olduğundan dolayı birçok şirket, aynı temele dayanan işletim sistemleri için değişik isimler kullanagelmişlerdir:

 

Hewlett-Packard HP-UX, IBM AIX, Sun Microsystems SunOS gibi.

 

Novell, Microsoft Windows’a alternatif oluşturmak amacıyla 1993 yılında Unix’i satın aldı. Ancak bu yatırımdan bekleneni alamadı ve 1997′de Unix’i tekrar satmak zorunda kaldı. Unix şu an bir başka Utah şirketi olan SCO firmasının tescilli markasıdır.

 

İşletim Sistemleri

 

  • İşletim sistemleri, bilgisayarların çalışması için gerekli yazılımlardır.

  • İşletim sistemlerinin müşteri kitlesi kurumsal ve ev kullanıcısı olarak iki bölümde toplanır.

  • UNIX özellikle kurumsal müşterilerin çok kullanıcılı sistemlerindeki büyük bilgisayarlarına yönelik yazılmış bir işletim sistemidir.

  • UNIX’in türevleri olarak ana bilgisayar işletim sistemi alanında rakiplerinden birisi Novell Netware’dir.

  • UNIX’in rakiplerinden bir diğeri, Windows NT ile başlayan ve en son Windows 2003 Server’i kullanıma sunan Microsoft firmasıdır.

  • Linux, ana bilgisayarlara yönelik desteği olan bir işletim sistemi olmasının yanında bedava olması, UNIX’in pazar payını artan bir şekilde kendi lehine çevirmektedir.

  • Pazar payı savaşının büyük bir bölümü Microsoft’a karşı verilmektedir.

 

Linux, açık kodlu bedava bir işletim sistemiyse, nasıl gelir elde ediyor?

 

Linux Gelir Modelleri :

 

1. Hizmet Destek Sağlayıcı Modeli

Bu modelde şirket yazılım ürününü bedelsiz dağıtır. Şirket karşı tarafa yazılımın kullanıldığı dönemde verdiği destekten, yeni sürüm güncellemelerden, eğitimden para kazanır.

Model RedHat tarafından başar